DOLAR
49,5202
EURO
55,7063
ALTIN
6.633,21
BIST
11.721,72
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
16°C
İstanbul
16°C
Az Bulutlu
Pazartesi Az Bulutlu
18°C
Salı Parçalı Bulutlu
20°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
20°C
Perşembe Az Bulutlu
20°C

Gaziantep’e Giden Yol, Bana Dönen Yol Oldu

Gaziantep’e Giden Yol, Bana Dönen Yol Oldu
15.07.2026 15:07
A+
A-

 

Bu yolculuk bana bir kez daha gösterdi ki

insanı geliştiren sadece eğitim salonları değildir:

çıktığı yollar, tanıştığı insanlar

ve yaşadığı şehirler de en az

kitaplar kadar öğreticidir.

 

Bazı yolculuklar sadece kilometreleri aşmayı ifade etmez. Yol olur, insanın yüreğine dokunur, orda izler bırakır, yüreğinde yeni yollar açar. 4 Temmuz 2026 tarihinde Artvin’den Gaziantep’e uzanan uzun otobüs yolculuğumda ardımda sadece evimi değil eşimin tebessümünü, çocuklarımın benden ayrılmanın hüznüyle karışık yüreklerindeki şen şakraklığın sıcaklığını ve alıştığım hayatın huzurunu bırakıyordum. Bir eğitim programına katılmak için yola koyulmuştum. Aslında çıktığım bu yolculuk farkında olmadan yeni dostluklara, bakış açılarına ve unutulmayacak hatıralara adımımı attırıyordu.

Otobüs camından geriye doğru akan manzaralar kadar, zihnimden geçen düşünceler de akıntıya kulaç açar misali yol alıyordu. İnsan bazen mesafeleri kilometreyle ölçer. Halbuki özlemle de ölçülebildiğini bu yolculukta keşfettim. Hele oğlumun gitmeme engel olarak ifade edeceğim küslüğü, kızımın nazları yol uzadıkça zamanı da durduruyordu zihnimde. Her şey ağırlaşıyordu, otobüsün ağır ağır yol aldığı gibi…

Her sabah erken saatlerde başlayan yoğun eğitim programı yer yer verimli de geçiyordu. Günler, saatleri kovalarken her an bilgiyle, paylaşımla ve yeni kazanımlarla doluydu. Yorucu olmasına rağmen her oturum, mesleki anlamda ufkumu biraz daha genişletiyordu. Eğitimin en kıymetli tarafı ise sadece anlatılanlar değildi; aynı zamanda tanışılan insanlardı.

Bu yolculuğun bende bıraktığı en değerli etkilerden biri de kuşkusuz aynı odayı paylaştığım Süleyman Hocam’dı. Aynı çatı altında geçen 5 gecemiz sadece bir oda arkadaşlığından ibaret değildi. Bilgiyle kuşanmış bir tecrübenin dört duvar arasında da olsa zihnime kazınması idi. Her sohbetimiz uzuyor, gecelerin ağır işleyen saatleri tazı görünümünde koşarcasına geçmeye başlamıştı. Kimi zaman bir ağabey şefkatiyle yol gösterdi, kimi zaman ise yılların birikimini mütevazı cümlelerle paylaştı. Bazı insanlar vardır varlıkları bile insana güven verir. Süleyman Hocam, benim için tam da böyle bir isim olarak bu yolculuğun en güzel hatıralarından biri oldu.

Eğitim yoğun bir planlamayı içeriyordu lakin Süleyman Hocam’la kurduğumuz sıkı dostluk bazen eğitimin temposunun arasına tatlı geziler de ekliyordu. Gaziantep’e gelince onun ruhundan etkilenmemek, ruhundaki anlamı hissetmemek mümkün değildi. Bu anlamda tarihin kendisinde anlam bulduğu bu şehrin girdaplarına akmamak olmazdı. Tarihin sessiz bir tanığı olan Zeugma Mozaik Müzesi’nde geçmişin taşlara işlenmiş hikâyelerine hayran kaldık. Her mozaik, yüzyılların ardından bugüne ulaşan bir mektup gibiydi. Uzaktan bize bir tarihin, anın veyahut zamanın ince bir diliminin habercisi gibiydi. Hele ki Gaziantep Hayvanat Bahçesine adım attığımızda şehrin insan kalabalıklarından insanın doğaya yani özüne kavuşmasını temsil ediyordu. Burada doğanın çeşitliliğini ve canlıların eşsiz dünyasını yakından görme fırsatı sunuluyordu.

Elbette Gaziantep denince sofrasından bahsetmemek büyük haksızlık olur. Antep mutfağı bir karın doyurma hikâyesi değildir. Kültürle, tarihle ve misafirperverlikle yoğrulan bir aşın zamanla sıra dışı bir anlam kazanmasını ifade ediyordu. Bu miras, yüzyılların yıllanmışlığının sunduğu derin damağın lezzeti gibi duruyordu. Özellikle gerçek Antep baklavasını yerinde tatmak, yıllardır duyduğum övgülerin hiç de abartı olmadığını gösterdi. İncecik açılan hamurun, ustalıkla işlenen fıstığın ve dengeli şerbetin oluşturduğu o eşsiz lezzet damağımda olduğu kadar hafızamda da unutulmaz bir iz bıraktı. Bazen bir şehrin ruhu, tek lokmada hissedilebiliyormuş dedim kendi kendime.

Dönüş yolculuğu yaklaşırken otobüsle seyahatin zorluğu ruhumu kemiriyordu. Buna rağmen dönüş, gidiş kadar kolay olmadı. Saatler süren otobüs yolculuğu, yorgunluğun kendisini iyice hissettirmesi ile zaman zaman sabrımı sınadı. Fakat insan güzel anılar biriktirdiğinde yolun çilesi de anlam kazanıyor. Çünkü bazı yorgunluklar, insana yük değil hatıra olur.

Gaziantep’ten dönerken çantamda yeni bilgiler, zihnimde farklı bakış açıları, gönlümde güzel dostluklar ve hafızamda unutulmayacak anılar vardı. Bu yolculuk bana bir kez daha gösterdi ki insanı geliştiren sadece eğitim salonları değildir: çıktığı yollar, tanıştığı insanlar ve yaşadığı şehirler de en az kitaplar kadar öğreticidir.

Hayat bazen uzun bir otobüs yolculuğu gibidir. Yorulursunuz, özlersiniz, sabredersiniz… Ama vardığınız yerde sizi güzelleştiren insanlar, zenginleştiren tecrübeler ve ömür boyu unutulmayacak hatıralar varsa çekilen bütün yorgunluklar anlamını bulur. Ve geriye dönüp baktığınızda şunu fark edersiniz: Bazı şehirlerden ayrılırsınız ama o şehirler sizden hiç ayrılmaz. Gaziantep de benim için böylesi şehirlerdendi…

 

İletişim: [email protected]

 

ETİKETLER: , , , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.