“Kapının önünde seni beklerken gelmedin!.. Ölünce mezarımın başında beklesen ne, beklemesen ne değişecek?” … Geç kalınmış bir ziyaret… Yarım kalmış bir hasret… Geçen gün bir köy cenazesine gittim dayı… Hani şu çocukluğumuzun geçtiği, yollarını ezbere bildiğimiz...
1968’lere gittik. Sloganların, ideolojilerin, sokakların yangın yerine döndüğü o yıllara… “Fikrin ve Fedakârlığın İzinde” Bugün öğleden sonra… Takvim sıradan bir günü gösteriyordu belki ama biz zamanın dışına çıktık. 1968’lere gittik. Sloganların, ideolojilerin, sokakların yangın yerine...
“Sevinç, hüzün bir arada!..” Bugün bayram… Ama hangi bayram? Takvimler bayram diyor… Ama kalpler aynı şeyi söyleyemiyor. Çünkü bu bayram; Sevinci eksik, hüznü fazla bir bayram… Çünkü bu bayram; Bir yanımız suskun, bir yanımız öfkeli… Ve...
“Kazananı Olmayan Bir Savaşın İçindeyiz” Ortadoğu’da bir savaş başladığında sadece bombalar patlamaz. Dengeler değişir, haritalar tartışılır ve geleceğin hesabı yapılır. Bugün yaşanan da tam olarak budur. Ortadoğu yine ateş içinde. İran vuruluyor… İsrail vuruluyor… Amerika sahada… ...
“İnsan olmanın sessiz tarifi” Bazı insanlar vardır; Onları kardeşiniz olarak bilmek, insana büyük bir ferahlık verir. Her zaman yan yana olmak gerekmez. Aynı şehirde, aynı masada, hatta aynı zamanda bulunmak şart değildir. Bilirsiniz… Vardırlar. Bu bilgi, insanın...
“28 Şubat nedir?” diye sorulduğunda, takvimden bir yaprak koparıp vermek yetmez. Çünkü 28 Şubat bir gün değil, bir imtihandır. Ve o imtihanın adı şudur: Hafızasını kaybeden toplum, aynı acıyı yeniden yaşamaya mahkûmdur. 28 Şubat; tankların sokakta yürüdüğü...
Hoş geldin Ramazan… Geç kalmış evlatları yeniden insan olmaya çağıran ay. Ramazan geldi. Takvimler imsakiye gösteriyor, sofralar sahura hazırlanıyor. Ama dünyanın bazı yerlerinde Ramazan, sadece açlıkla değil; unutulmuşlukla başlıyor. Yıllar önce dinlediğim, bir yardım gönüllüsünün anlattığı yaşanmış...
Egede bir sahil kasabası, Adı Güvercinlik. Denize yaslanan küçük, rüzgârı tuz kokan şirin bir yer… Herkes birbirini tanırdı ama kimse kimseyi gerçekten bilmezdi. Ali amca, her sabah gün doğmadan uyanırdı. Ne horoz sesiyle ne çalar saatle… Alışkanlıkla....
Dava adamlığı fotoğraf vermekle değil, altmış yıl sonra aynı masaya oturabilmekle ölçülür. Dün bir kahvaltı sofrasında zaman durdu. Saat 09.30’da başlayan muhabbet, 16.00’da “hadi bir nokta koyalım” denilerek bitirildi. Aslında bitmedi… Sadece kelimeler yoruldu, hatıralar...
Ve o gün geldiğinde insan şunu anlar: Bazı gidişler kayıp değil, kalbin kendini kurtarmasıdır. Bazı insanlar hayatımıza sevgiyle değil, boşlukla girer. Ama biz o boşluğu sevgi zannederiz. İnsan kalbi tuhaf bir emanettir. Bir tebessümü umut sayar,...
– “Nereye gidiyorsunuz?” – “Kızılelma’ya…” Bir tankın üstünde, kuzey Suriye’de ilerleyen bir askere soruluyor: “Nereye gidiyorsunuz?” Cevap kısa, sarsıcı ve yüzyılların içinden geliyor: “Kızılelma’ya…” Belki de son yüz yılda duyduğumuz en anlamlı cümlesiydi bu. Çünkü bu söz,...
Belki de mesele, kaybettikten sonra anlamak değil; kaybetmeden önce durup düşünmektir. “Bir gün herkes kaybettiği şeylerin değerini mutlaka anlayacak ama o gün hiç kimse yerli yerinde olmayacak…” İnsanın en ağır imtihanı, fark edişin gecikmesidir. Hayat çoğu...
Hayatin içinden gelenler… Hayata dair… “Bir şeyden çok eminim: Kendimi üzdüğüm kadar kimseyi üzmedim bu hayatta…” İnsan bunu bir başkasına değil, ancak kendine itiraf edebilir. Çünkü başkasının kalbini kırdığımızda bir özürle hafifler içimiz, ama kendi kalbimizi kırdığımızda onu...
Bu tablo romantik bir hatıra değildir. Bu tablo, devlet aklının sosyolojik fotoğrafıdır. Bugün akşam Ahmet Üstün abiyle birlikte, İpek Yolu Derneği’ne ait uluslararası öğrencilerin kaldığı eve misafir olduk. Mehmet Ali Akpınar’ın ev sahipliğinde açılan o kapıdan içeri...
“Anlamak masraflı iştir…” Sezai Karakoç’un bu cümlesi, bugünün toplumuna tutulmuş bir aynadır. Çünkü biz artık anlamaktan kaçıyoruz. Dinlemek zahmetli, düşünmek yorucu, empati ise pahalı geliyor. Onun yerine hüküm veriyoruz. Hızlı, hoyrat ve sorumsuzca… Toplum,...
Osmanlı, Şam’ı bir eyalet olduğu için değil, Anadolu’nun kilidi olduğu için ayakta tuttu. Halep’i ticaret için değil, Anadolu’nun nefesi olduğu için korudu. “Anadolu Savunma Hattı Olur.” Tarih bize şunu defalarca gösterdi: Savunma...
Bir de şu eski söz var: “Kurtla ortak olan tilkinin hissesi ya tırnaktır ya bağırsaktır.” “Onlara: Yeryüzünde fitne çıkarmayın denildiğinde, Biz sadece ıslah edicileriz derler.” (Bakara, 11) Kur’an, insanı anlatırken asırlar aşar. Çünkü fitnenin dili değişir...
Girit’te yapılan neydi? Önce “uzak” dediler. Sonra “yük” dediler. Sonra “elde tutmak zor” dediler. En son “zaten bizim değil” dediler. “Ecdadın izleri – Girit’ten Suriye’ye” Girit düştüğünde Sultan Abdülhamid Han’ın dudaklarından dökülen o...
Sitemizde daha iyi hizmet sunulabilmesi için çerezler (cookies) kullanılmaktadır. Çerezler hakkında detaylı bilgi için Gizlilik sayfasını inceleyebilirsiniz. Sitemizi kullanmaya devam etmeniz halinde çerezleri (cookies) kabul etmiş olursunuz.