DOLAR
48,7713
EURO
56,0537
ALTIN
6.865,89
BIST
13.284,42
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
26°C
İstanbul
26°C
Az Bulutlu
Pazartesi Parçalı Bulutlu
26°C
Salı Yağmurlu
21°C
Çarşamba Hafif Yağmurlu
18°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
21°C

KIZILELMA’YA GİDEN YOL

A+
A-

 

– “Nereye gidiyorsunuz?

– “Kızılelma’ya…

 

Bir tankın üstünde, kuzey Suriye’de ilerleyen bir askere soruluyor:

Nereye gidiyorsunuz?

Cevap kısa, sarsıcı ve yüzyılların içinden geliyor:

Kızılelma’ya…

 

Belki de son yüz yılda duyduğumuz en anlamlı cümlesiydi bu.

Çünkü bu söz, 1683 Viyana bozgunundan sonra ilk kez bu milletin yeniden kendi kodlarına döndüğünün işaretiydi.

Sadece bir asker cevabı değildi; bir hafıza dirilişi, bir istikamet ilanıydı.

 

Bugün masa başında oturup devleti, milleti, tarihi hoyratça eleştirenler var.

Her aksaklığı inkâr sebebi, her eksiği yıkım delili sayanlar…

Oysa gözden kaçırılan büyük bir hakikat var:

 

Bu millet son 100–150 yıldır sadece yol yapmadı.

İnsanı tamir etti.

Kimliğini, özgüvenini, hafızasını onarmaya çalıştı.

 

Bir yandan savaşlardan çıkmış,

Bir yandan darbelerle boğuşmuş,

Bir yandan inancından, dilinden, tarihinden koparılmak istenmiş bir toplumdan söz ediyoruz.

Bu, sıradan bir toparlanma süreci değildir;

bu, medeniyet enkazından yeniden doğrulma çabasıdır.

 

Daha 50 yıl önce, Kıbrıs Barış Harekâtı’na giderken çıkarma gemisi olmayan bir devlettik.

Bugün kendi İHA’sını, SİHA’sını, gemisini, tankını, uydusunu yapan bir noktadaysak;

Bu, tesadüf değil, ısrarlı bir dirilişin sonucudur.

 

Elbette eksiklerimiz var.

Elbette yanlışlarımız, gecikmelerimiz, bedellerimiz oldu.

Ama tarih bilmeyenlerin yaptığı gibi, bugünü koparıp yargılamak, bu millete haksızlıktır.

 

Asıl mesele şudur:

Bu yürüyüş birilerinin hoşuna gitmiyor.

Çünkü kendi ayakları üzerinde duran bir Türkiye,

Kendi kararını veren bir devlet,

Kendi istikametini tayin eden bir millet;

Yüzyıllardır bu coğrafyada kurulan planları bozar.

 

O yüzden neslimizi hafızasız,

Gençliğimizi ümitsiz,

Toplumumuzu birbirine düşman etmek için her yol deneniyor.

Kimi zaman algıyla, kimi zaman konforla, kimi zaman umutsuzlukla…

 

Ama unuttukları bir şey var:

Bu millet ne zaman köklerine dönerse,

Ne zaman Kızılelma’yı hatırlarsa,

Ne zaman devlet olmanın sabır, millet olmanın fedakârlık istediğini kavrarsa;

İşte o zaman tarih yeniden yürümeye başlar.

 

Bugün yapılması gereken;

Yersiz övgüler değil, kör eleştiriler de değil.

Adaletli bir muhasebe, sahici bir özgüven ve diri bir hafıza…

 

Kızılelma bir hayal değil;

Yön duygusudur.

Ve bu millet, uzun bir aradan sonra yeniden yönünü bulmuştur.

 

Allah bu millete feraset,

Bu devlete dirayet,

Bu nesle de köklerini unutmayan bir bilinç nasip etsin.

 

Âmin…

 

 

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.