“Anlamak masraflı iştir…”
Sezai Karakoç’un bu cümlesi, bugünün toplumuna tutulmuş bir aynadır.
Çünkü biz artık anlamaktan kaçıyoruz.
Dinlemek zahmetli, düşünmek yorucu, empati ise pahalı geliyor.
Onun yerine hüküm veriyoruz.
Hızlı, hoyrat ve sorumsuzca…
Toplum, anlamadan konuşanların gürültüsüyle dolu.
Herkes fikrini bağırıyor ama kimse hakikati aramıyor.
Yanlış anlamak neredeyse bir refleks hâline gelmiş durumda.
Biraz cehalet, biraz kötü niyet;
Üzerine bir de ideolojik körlük eklenince, vicdan tamamen devre dışı kalıyor.
Bugün insanlar fikirlerinden önce niyetleriyle yargılanıyor.
Sözün ne dediğine değil,
Kimin söylediğine bakılıyor.
Bu yüzden doğrular bile yanlış ağızdan çıktığı gerekçesiyle reddediliyor.
Asıl tehlike burada.
Çünkü anlamayan toplumlar çözülür.
Dinlemeyen toplumlar sertleşir.
Empatiyi kaybeden toplumlar, önce adaleti, sonra merhameti, en sonunda da birlikte yaşama iradesini yitirir.
Herkes haklıysa, kim suçlu?
Herkes konuşuyorsa, kim dinliyor?
Herkes biliyorsa, kim öğrenmeye niyetli?
Belki de bu ülkenin en büyük meselesi,
Birbirimizi anlamayacak kadar aceleci,
Birbirimizi dinlemeyecek kadar kibirli,
Birbirimizi sevmeyecek kadar yorgun olmamızdır.
Ve şunu açıkça söylemek gerekiyor:
Anlamayı pahalı bulan toplumlar,
Yanlış anlamanın bedelini çok daha ağır öder.
Allah’ım, bize kolay yargılayan bir dil değil;
Zor ama adil olanı seçen bir kalp nasip eyle.
Anlamadan konuşmaktan, dinlemeden hüküm vermekten bizi muhafaza eyle.
Âmin.