Ve o gün
geldiğinde
insan şunu anlar:
Bazı gidişler kayıp değil,
kalbin kendini kurtarmasıdır.
Bazı insanlar hayatımıza sevgiyle değil, boşlukla girer.
Ama biz o boşluğu sevgi zannederiz.
İnsan kalbi tuhaf bir emanettir.
Bir tebessümü umut sayar, bir ilgiyi sadakat sanır, bir yakınlığı kader diye yorumlar. Oysa bazen karşımızdaki insan bize yaklaşmaz; sadece kendi yalnızlığından kaçmak için yanımıza sığınır.
Bugünün dünyası kalabalık…
Sosyal medyalar, arkadaş listeleri, mesaj kutuları, kalabalık sofralar…
Ama ruhlar bir o kadar tenha.
Artık insanlar sevmekten çok, yalnız kalmamayı önemsiyor.
Bir omuz arıyorlar, ama o omuzun kime ait olduğu çoğu zaman önemli olmuyor. Yeter ki suskunluklarını örtsün, içlerindeki boşluğu oyalasın, gece olunca yazacak bir isimleri bulunsun.
Ve işte tam burada bazı kalpler yanılıyor…
Çünkü gerçek sevgi, ihtiyaçtan doğmaz; sadakatten doğar.
Gerçek bağ, yalnızlıktan kaçmak için kurulmaz; birlikte yürümek için kurulur.
Sizi sadece canı sıkıldığında arayan, hayatı yoluna girdiğinde sessizleşen insanlar vardır. Onlar sizi sevmez…
Onlar sizi, hayatlarının sessizliğini bastıran bir fon müziği gibi kullanır.
En acısı da şudur:
İnsan, kullanıldığını hemen fark etmez. Çünkü kalp, inanmak istediği şeye kolay teslim olur.
Bir mesajı ilgi sayar, bir hatırlanmayı değer sanır, bir ihtiyaç hâlini sevgiye yorar.
Oysa sevgi; yoklukta da var olabilmektir.
Sevgi, sadece yalnız kalınca değil, kalabalıklar içinde de aynı sadakatle bir ismi taşımaktır.
Zaman geçtikçe insan şunu öğrenir:
Herkes hayatınıza giren kişi değildir, bazıları sadece hayatınızdan geçen yolculardır. Ve bazı yolcular, sizin kalbinizde konaklarken, siz onların hayatında sadece bir bekleme salonu olursunuz.
İnsanın en büyük olgunluğu, sevilmek ile kullanılmak arasındaki ince çizgiyi fark ettiği anda başlar.
Çünkü sevgi büyütür, kullanmak tüketir.
Sevgi huzur verir, kullanmak yorar.
Sevgi insanı çoğaltır, kullanmak insanı eksiltir.
Belki de bu yüzden insan, kalabalıklar içinde en çok kendine sadık kalmayı öğrenmelidir.
Çünkü herkes sizi anlamayacak…
Herkes sizi, sizin sevdiğiniz gibi sevmeyecek…
Ama kalbinizi korumayı öğrendiğiniz gün, kimlerin sevgi, kimlerin yalnızlık taşıdığını da ayırt edeceksiniz.
Ve o gün geldiğinde insan şunu anlar:
Bazı gidişler kayıp değil, kalbin kendini kurtarmasıdır.