Türkiye ihracatını etkileyen savunma ve enerji maliyetlerini analiz eden, bölgesel riskler ve fırsatları özetleyen güçlü bir rehber.

Ekonomiyle ilgili riskler kadar fırsatlar da gündemin merkezinde yer alıyor. Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç’a göre, savunma sanayiindeki gelişmeler Türkiye için stratejik bir konum getirirken, küresel güvenlik kaygılarının artması yüksek teknolojiye dayalı ürünlere ilginin yükselmesini tetikleyebilir. Orta Doğu ve Körfez bölgesindeki gerilimler, özellikle gıda ve tarım odaklı ihracat üzerinde maliyetleri ve pazarları etkileyen baskılar yaratıyor. Bölgeye yapılan ihracatta Avrupa Birliği’ni takiben en büyük payı Ortadoğu ve civar ülkeleri alırken, unlu mamuller, yağlar ve makarna gibi temel ürünlerin ihracatında Türkiye önemli bir rol oynuyor. Süreç içinde yaşanan lojistik kısıtları nedeniyle ihracatçıların karşılaştığı zorluklar da artıyor.
Enerji ve lojistik maliyetleriyle şekillenen rekabet Küresel enerji akışlarında yaşanan bozulmalar ve tanker trafiğindeki daralmanın yanı sıra sigorta maliyetlerindeki yükseliş, dünya ekonomisinde belirsizliği derinleştirdi. Türkiye’nin yükselen enerji faturası, yalnızca üretim giderlerini değil, ihracatçıların rekabet gücünü de zayıflatıyor. Sanayiciler, lojistik, enerji ve sigorta arasındaki zorunlu dengede sıkışmış durumda. Jeopolitik gerilimler, navlun hesaplarına doğrudan yansıyor ve maliyet baskısını artırıyor.
Savunma sanayinde yeni olanaklar Ancak her kriz aynı zamanda yeni olanakları da beraberinde getiriyor. Türkiye’nin savunma ve havacılık ihracatı geçtiğimiz yıl 11 milyar dolara ulaştı ve bu alandaki yüksek teknoloji birikimini diğer sektörlere yaymanın önemi büyüyor. Küresel güvenlik kaygılarının yükselmesi ile birlikte yüksek teknolojiye sahip savunma ürünlerine talep artışı olası görünüyor; anahtar olan, bu birikimi makine, elektronik, yazılım ve malzeme alanlarına başarıyla aktarabilmek.
En riskli sektörler ve gıda ticareti Genç Girişim ve Yönetişim Derneği Başkanı Nezih Allıoğlu, Türkiye’nin Orta Doğu ve Körfez ülkelerine ihracatında en çok etkilenen sektörlerin gıda, inşaat ve ulaştırma olduğunu belirtiyor. Hürmüz Boğazı ile ilgili yaşanacak bir aksamanın yalnız enerji arzını değil, küresel maliyet yapısını da sarsabileceğini vurguluyor. 2025 yılında Orta Doğu’ya hububat ihracatının yaklaşık 4 milyar dolar olması öngörülüyor ve bu, toplam ihracatın önemli bir bölümünü oluşturuyor. Bölgede uzun süreli gerilimler, talep, sevkiyat ve kârlılık üzerinde baskı kurabilir.