DOLAR
48,9821
EURO
55,6622
ALTIN
6.482,24
BIST
12.598,35
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Hafif Yağmurlu
20°C
İstanbul
20°C
Hafif Yağmurlu
Salı Yağmurlu
19°C
Çarşamba Çok Bulutlu
21°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
20°C
Cuma Hafif Yağmurlu
19°C

MİLLİ EĞİTİMDE DAĞILAN DENGE ve YENİDEN KURULMASI GEREKEN NİZAM

21.04.2026 20:47 | Son Güncellenme: 19.04.2026 23:00
A+
A-

 

 

Ortaya çıkan manzara şudur:

Gençlik sahipsiz değildir ama yönsüzdür.

Kurallar vardır ama bağlayıcılığı zayıftır.

İyi niyet vardır ama sistem eksiktir.

 

Son yıllarda okullarımızda yaşanan disiplin problemlerini konuşurken, meseleyi tek bir sebebe indirgemek kolaycılıktır. Oysa hayat, tek bir sebebin değil; birçok etkenin birleşiminden doğan bir hakikattir. Dün ile bugün arasındaki farkı doğru okumadan, yarına dair sağlıklı bir yol haritası çizmemiz mümkün değildir.

Geçmişte gençliğin yetişmesinde farklı sosyal ve kültürel unsurların belirli katkılar sunduğu bilinmektedir. Ancak bugünün şartlarını değerlendirirken, meseleyi yalnızca geçmişle kıyaslayarak açıklamak yeterli değildir. Değişen zaman, dönüşen toplum ve yeni neslin karşı karşıya olduğu şartlar daha kapsamlı bir bakışı zorunlu kılmaktadır.

 

Bugün karşımızda duran tablo daha derindir, daha katmanlıdır.

 

Aile, eskisi kadar güçlü bir terbiye ocağı değildir. Evler kalabalık olabilir ama gönüller çoğu zaman dağınıktır. Anne-baba ile çocuk arasındaki mesafe artık sadece fizikî değil; zihnî ve duygusal bir mesafeye de dönüşmüştür.

Dijital dünya, kontrolsüz bir öğretmen gibi gençliğin zihnini şekillendirmektedir. Ne öğrettiği belli olmayan, kime hizmet ettiği sorgulanmayan bir akışın içinde çocuklarımız yön aramaktadır.

Okul ise uzun zamandır sadece bilgi aktaran bir mekâna indirgenmiş; terbiye eden, yön veren, karakter inşa eden asli fonksiyonundan uzaklaşmıştır. Öğretmen, bilgi veren ama otoritesi tartışılan bir figüre dönüşmüş; idareci ise çoğu zaman yetkisi daraltılmış bir uygulayıcı konumuna itilmiştir.

Değerler eğitimi ise çoğu yerde niyet olarak var fakat sistem olarak eksiktir. Duygusu var, fakat kurumsal gücü zayıftır.

Bütün bunların üzerine, 15 Temmuz Darbe Girişimi ve pandemi sonrası oluşan toplumsal kırılma da eklendiğinde; ailelerin, gençlerin ve toplumun sivil yapılara karşı daha temkinli bir duruş geliştirmesi kaçınılmaz olmuştur.

 

Ortaya çıkan manzara şudur:

Gençlik sahipsiz değildir ama yönsüzdür.

Kurallar vardır ama bağlayıcılığı zayıftır.

İyi niyet vardır ama sistem eksiktir.

 

Peki ne yapılmalıdır?

Öncelikle meseleyi doğru yere oturtmalıyız. Bu bir “disiplin sorunu”ndan öte, bir “denge kaybı” meselesidir. Ve her denge kaybı, doğru unsurlar bir araya getirildiğinde yeniden kurulabilir.

İhtiyacımız olan şey; dağılmış olan dört temel sütunu yeniden aynı istikamette buluşturmaktır: aile, okul, devlet ve toplum.

Devlet; değerler eğitimini tali bir başlık olmaktan çıkarıp, eğitimin merkezine yerleştirmelidir. Bu sadece müfredatla değil; uygulamayla, rol modelle ve kararlılıkla mümkündür. Genç, neyin doğru olduğunu sadece kitapta değil; hayatın içinde görmelidir.

Okul; yeniden bir otorite ve rehberlik merkezi haline getirilmelidir. Otorite baskı değildir; istikamettir. Öğretmenin itibarı güçlendirilmeden, sınıfta düzen sağlanamaz. İdarecinin yetkisi netleşmeden, okulda disiplin tesis edilemez.

Aile; sorumluluğunu başkasına devreden değil, yükü omuzlayan bir yapıya kavuşmalıdır. Çocuk, en güçlü eğitimi evde alır. Ev dağılırsa, okul toparlayamaz.

Sivil toplum ise; geçmişin hatalarından ders çıkararak, şeffaf, denetlenebilir ve güven veren bir zeminde yeniden konumlanmalıdır. Gençlik boşluk kabul etmez. O boşluğu ya doğru yapılar doldurur ya da kontrolsüz alanlar.

 

Unutulmamalıdır ki; sağlam nesil tesadüfle yetişmez.

Sağlam nesil; ortak bir aklın, ortak bir gayretin ve ortak bir sorumluluğun eseridir.

Bugün bize düşen; suçlu aramak değil, sorumluluk üstlenmektir.

Şikâyet etmek değil, inşa etmektir.

Geçmişe takılmak değil, geleceği kurmaktır.

Çünkü mesele sadece bugünün öğrencisi değil; yarının Türkiye’sidir.

Ve her büyük gelecek, sağlam bir gençlikle başlar.

 

 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.