Şiddetin karanlık yüzünü çocuk bakışlarıyla ele alan bu içerik, öfkenin büyümesini ve genç yüreklere etkisini duru bir dille anlatıyor.

İstanbul Güngören’de artan çocuk ve genç kurban sayıları, onların yaşıtları tarafından katledilmeye devam ediyor. Hem failler hem de kurbanlar çoğunlukla küçücük yaştalar; bu durum, toplumun içinden yükselen bir endişeye dönüştü. Psikiyatr Prof. Dr. Arif Verimli, geçen günlerde sosyal medyada paylaştığı uyarıyı bir kez daha gündeme taşıdı: “Bugünler iyi günlerimiz değil. Öfke çağı ya da dijital çağın ötesinde bir dönemdeyiz; uyuşturucu, şiddet ve belirsiz dünyalar şiddeti tetikliyor.” Bu konu, çocukları katile dönüştüren öfkenin kaynağını uzmanların bakış açısından incelememizi zorunlu kılıyor.
‘HER ŞEYE ÖFKELİLER’ Üsküdar Üniversitesi’nden Prof. Dr. Barış Erdoğan, gençlerin geleceklerini inşa etmek için meşru yolları bulamadıklarını hissedebildikleri bir çağda yaşadıklarını belirtiyor. Bu durumun şiddeti hızlı ve kolay bir statü simgesi olarak görmelerine yol açtığını ifade eden Erdoğan, sosyal medya üzerinden gördükleri başarılı ve iyi yaşamlar karşısında benzerini arama ihtiyacı duyan gençlerin sokak çetelerine ve suç örgütlerine yöneldiğini söylüyor. Kendi çevrelerinde saygı gören bu çocuklar, aslında herkesin karşısında öfkelerini daha yoğun kullanma eğilimine giriyorlar. Ayrıca sosyal çevrenin ötesinde, iyi eğitimli ve iyi ailelere mensup gençlerin de bu akışın etkisi altında kaldığına vurgu yapılıyor.
‘Saldırganlık ödüllendiriliyor’ Muhammed Yusuf Babacan, ergenlerin bulundukları gruplarda saldırganlık göstergelerinin takdir gördüğünü belirtiyor: öfke kontrol sorunu olan gençler topluluk içinde dışlanan bir görünüm kazanabilir ve savunmasız canlılara zarar vermeyi “cesur” bir tutum olarak algılayabilirler. Yoksulluk, iletişim becerilerindeki eksiklikler, travma ve sağlık sorunları gibi etkenlerin bu davranışları tetiklediğini ekliyor.
‘OFANSİF MİZAHLA NORMALLEŞTİRİYORLAR’ Klinik Psikolog Muhammed Yusuf Babacan, öfkenin saldırganlığın zeminini hazırladığını, toplumda empatiyi zayıflatarak çocukların ve ergenlerin zarar verme davranışlarını normalleştirme eğilimini artırdığını belirtiyor. Sosyal medya ve online zorbalık, linç kültürü gibi olguların bu süreci tetiklediğini söyleyen Babacan, gençlerin bu tür davranışları şakalaşma veya mizah çerçevesinde sunarak normalleştirmeye çalıştıklarını ifade ediyor.
Tehditler ve gözaltılar Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Atlas’ın annesi Gülhan Ünlü ve ailesine yönelik tehditlere ilişkin yürüttüğü operasyonda, sosyal medyada provokatif paylaşımlarla adı geçen dört kişinin gözaltına alındığı bildirildi. Atlas Çağlayan’ın ailesi taziyelerini evlerinde kabul ederken, anne Ünlü oğlunun hiçbir suçu olmadığını vurguluyor. Savunmalar ve avukat beyanlarıyla birlikte soruşturmanın tüm yönleri yakından takip ediliyor.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, ailenin yanında olduklarını ve incelemelerin titizlikle sürdürüleceğini ifade etti. CHP lideri Özgür Özel de telekonferansla taziyeyi iletti.
Çocuk ve genç yaşta yaşanan trajediler, toplumun konuştuğu, öfkenin nedenlerini ve sonuçlarını yeniden tartışmaya açtı. Uzmanların açıklamaları, gençlerin hedeflerine ulaşma konusunda meşru yolları görmeme durumuyla başa çıkma çabalarını anlamaya yönelik önemli ipuçları sunuyor. Aileler ve eğitim kurumları için, öfkenin kontrol edilmesi, empati duygusunun korunması ve sosyal medya kullanımının bilinçli yönlendirilmesi konuları öne çıkıyor.
‘Giderek yaygınlaşan tehdit ve gözaltılar’ yetkililer ve savcılıklar, online platformlarda yapılan tehdit ve provokatif paylaşımlara karşı hızlı müdahale mekanizmalarını güçlendiriyor. Ailelerin kaygıları, çocukların güvenli bir çevrede büyüyüp gelişmesi için gerekli adımların atılmasını talep ediyor. Bu süreçte, toplumun tüm kesimlerinin öfke ve şiddet konusunda farkındalık kazanması büyük önem taşıyor.
Öfke kontrolünü geliştirmek için ailelerin çocuklarıyla iletişimini güçlendirmesi, empati becerilerini pekiştirmesi ve sosyal destek ağlarını çeşitlendirmesi gerekiyor. Okullarda duygusal ve sosyal beceri programlarının yaygınlaştırılması, gençlerin kendi duygularını ifade etme kapasitesini artırır. Ayrıca, güvenli online davranışlar konusunda aileler ve çocuklar birlikte kurallar belirlemeli ve medya içeriklerini eleştirel olarak değerlendirme alışkanlığı kazandırmalıdır.