Duğan: Ahşap usta sesi Bursa Kayhan Çarşısı’nda zanaatın büyüleyici hikayesini anlatıyor.

Çorum’un Alaca ilçesinde 1953 yılında doğan Duğan, gençliğinin ilk yıllarında babasının kardeşinin yanında ahşap ustası olarak çıraklığa adım attı. Yeteneğini ve işinin inceliklerini ustasından öğrenen Duğan, Ankara’daki çeşitli atölyelerde çalıştıktan sonra 1993 yılında Bursa’ya yerleşti. Burada kendi atölyesini kuran Duğan, mesleğini Tarihi Kayhan Çarşısı’ndaki dükkânında sürdürmeye devam ediyor.
Gürgen ve meşe ağaçlarından siparişlere göre ahşap dekorasyon ürünleri üreten Duğan, özellikle kuş kafesi, gramofon gövdesi, minyatür ve büyük at arabası gibi eserler yapıyor. Bursa’da 33 yıldır aynı dükkânda üretim yapan usta, mesleğin tutku ile yürütülmesi gerektiğini şu sözlerle ifade ediyor: “İlkokul çağında başlamak lazım bu işe; çünkü bu iş çok zevkli. Zımpara mesaisi bile insana keyif verir. İş kendi kendine önünü açar.”
Duğan, bu tür sanat dallarında çırak bulmanın giderek zorlaştığını belirtiyor. Mobilya dükkanlarında bile çırak eksikliği yaşandığını söyleyerek, çırağın olması için temel bir zemin gerektiğini dile getiriyor. Eskiden babalar çocuklarını bir ustanın yanına verir, birlikte çalışmaya devam edilirdi. O dönemde para çok yoktu; insanlar karın tokluğuyla çalışırdı. Bu meslek insanı aç bırakmaz; işler her zaman güzel.
Torununun lise öğrencisi olmasıyla birlikte bu mesleği ona da öğreten Duğan, onun bu sanatı sürdürmesini çok arzu ediyor. Bursa ve Türkiye’nin farklı şehirlerinin yanı sıra zaman zaman İngiltere, Avustralya ve Hollanda’ya da siparişler gönderdiğini belirtiyor. Çalışma esnasında ağacın kokusunu almak, mesleğin en güzel yönlerinden biri olarak gördüğünü ifade ediyor: “Ağacı eline aldığında bir şeyler çıkar; odun olsa da işin kıymetini burada anlarsın.”
Unutulmaya yüz tutmuş el sanatlarını canlandırma çağrısını yineleyen Duğan, belediyelerden kapalı pazar yeri gibi bir mekân talep ediyor; böylelikle insanlar da bu mesleğin değerini daha iyi görebilirler. Sözlerini, dükkânını kapatacağı saatlerle ilişkilendirerek sürdürüyor: “Dükkanıma saat 8’de gelirim. Gün içinde elimde hangi iş varsa ona devam ederim. Sobayı kışın yakarım; yazın 18.00’a kadar, kışın ise 16.30’a kadar çalışırım.”