DOLAR
50,1498
EURO
55,9219
ALTIN
6.556,39
BIST
11.482,60
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
12°C
İstanbul
12°C
Parçalı Bulutlu
Pazar Az Bulutlu
11°C
Pazartesi Az Bulutlu
13°C
Salı Az Bulutlu
13°C
Çarşamba Az Bulutlu
16°C

ZAMAN MI BİZİ YAHUT BİZ Mİ ZAMANI YÖNETİYORUZ?

 

 

Uyku küçük bir ölüm,

uyanmak yeni bir ömürdür!

 

Sorumlu olmayan insanlar sorunlu olur. İnsan olmanın ve insanca yaşayıp huzurlu olmanın temelinde sorumlu olmak vardır. Huzursuz bir dünyada yaşıyoruz. İnsan olarak, inançları arkamızda ne kadar güçlü hissediyoruz? Az! İnsanlığa olan güven azalıyor, kendine olan inanç törpüleniyor, motivasyon zedeleniyor, heyecan eksiliyor… Ne kaldı bize geride? Bedeni bu kadar beslemenin; ruhunu ve gönlünü bu kadar aç, susuz, ilgisiz bırakmanın; haz odaklı yaşamanın ve acıdan kaçmanın neticesi değil mi bunlar?

Haz odaklı yaşamak ve acılardan kaçmak! Acılardan kaçabilir miyiz? Zor. Duyguları derinlemesine yaşamıyoruz, farklı duygulara gönlümüzde yer açamıyoruz; bundan korkuyoruz, kaçıyoruz, kaçınıyoruz. Gönlümüz her çeşit duyguya açtığımızda olumsuz duyguların, bize vereceği acı, elem ve kedere hazır mıyız? Hayır, değiliz; buna henüz razı da değiliz.

İsmet Özel, ‘Üç Frenk Havası’ adlı şirin bir yerinde; “Ben ne büyük bir dalgınlıkla bakmış olmalıyım ki hayata…” dediği gibi çoğumuz büyük bir “dalgınlık” yaşıyor. Kendimizle alakalı içeriden, dışarıdan ve uzaklardan bakamadığımız, göremediğimiz; kendimize, özümüzdeki hakikate kör, sağır ve dilsiz olduğumuz çok şey var hayatımızda… Farkında değiliz, farkında olmanın farkında da değiliz; kendimizle, hayatla, zamanla…

İnsanı insan yapan, insanı değerli yapan zamandır; doğumdur, hayattır ve ölümdür. Oysa zamanın farkına varmak ve zamanın dalgınlığından kurtulmak gerekir. Zamana vakıf olmak, ömrü zamana vakfetmek; zamanın oğlu, ‘ibnü’l vakt’ olmak gerekir.

‘Zaman yönetimi’ kavramı doğru mu? Zamana ancak sahibi hükmedebilir! Sahibi olmadığın zamanı nasıl yönetebilirsin? Biz, ancak zamana göre, onun hukukuna göre kendimizi yönetebiliriz? Hayatımızı anlara, saniyelere, dakikalara, saatlere; günlere, haftalara, aylara, senelere göre planlayabiliriz! Bu noktada ‘zaman mı bizi yahut biz mi zamanı yönetiyoruz’ sorusu daha kolay anlaşılır. Ramazan bir niyet mi yahut bir diyet mi; namaz bir niyet mi yahut bir hareket mi? sorularına, bu çerçevede daha anlamlı biz cevap bulur.

Zamanı tanımak, anlamak, hissetmek; yaşayış olarak anda kalabilmek, vaktin oğlu olabilmek büyük bir maharettir, büyük bir nimettir. Şu dünyada sağlam bir imandan sonra en büyük nimet ömürdür; daha büyüğü, daha değerlisi, daha kıymetlisi ise yok. Ömür olmadıktan sonra varlığın, sağlığın ve diğer nimetlerin kıymeti ne ki!  Asıl olan ömürdür; ömrü kıymetli yapan en kıymetli olansa imandır. Dünyayı sevmenin sıkıntıları olsa da yaşamayı sevmek bu manada çok değerlidir. Peygamber Efendimiz (sas) uykudan uyandığında ilk iş olarak hayatın geri verilmesine şükrederdi: “Bizi öldürdükten sonra dirilten (uyutan sonra uyandıran) Allah’a hamdolsun. Dönüş ancak O’nadır” derdi. (Buhari, Daavat, 7)

Uyku küçük bir ölüm, uyanmak yeni bir ömürdür! Her yeni güne hamd ile başlayabilmek kıymetlidir. Hayatta olmak, ayakta olmak ve ölüm bilinciyle yaşamak; yaşama sevinci ile güne besmeleyle, verilen nimete hamd ederek ve şükrederek başlayabilmek insanın en kıymetli rutini olmalıdır. Yaşıyor olmak, insanı Allah’a daha yakın olmasına bir vesile; bir lütuf, bir hamd ve bir şükür nedenidir.

İnsan için iki rekât sabah namazı mı daha kıymetlidir yoksa cennette bir köşk sahibi olmak mı? Sabah namazı! Çünkü cennette bir köşkle Allah’a daha yakın olamazsın. Ancak iki rekât namaz ile Allah’a çok daha yakın olma imkânın vardır.

Ömürde yaptığımız yahut yapmadığımız her şey, bizi Allah’a daha yakın yahut daha uzak olmayı belirler. Ömür, bundan dolayı imandan sonra en değerli bir zaman dilimidir.

 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.