Türkiye’nin savunma sanayisinde ortak üretim ve Avrupa sütunu güçlendirme vizyonuyla yenilikçi iş birlikleri ve güvenlik odaklı kalkınmayı vurguluyor.

Yılmaz, NATO’nun yeni döneme geçişine işaret ederek, Savunma Sanayii Forumu kapsamında ATO Congresium’da dile getirilen görüşlerle Avrupa güvenlik mimarisinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Forumda, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ve Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in de katılımıyla gerçekleştirilen konuşmada, külfetin daha adil paylaşımı ve Avrupa’nın savunma kapasitesinin artan katkıları üzerinde duruldu.
Şu aşamada öncelik, somut yeteneklere dönüştürülebilecek savunma harcamalarının hızla üretim kapasitesine aktarılması ve bunun için gerekli sanayi altyapısının kurulmasıdır. Yılmaz, bu süreçte üretim kapasitesinin hızlı ve uyumlu bir şekilde genişletilmesi gerektiğini ifade etti ve Rutte’nin sıkça tekrarladığı “Teksas’tan Ankara’ya” ifadesinin anlamlı bulunduğunu belirtti.
Türkiye’nin savunma sanayisindeki dönüşüm, yalnızca bir maliyet hesapları meselesi olmaktan çıkarak teknoloji odaklı bir kalkınma modeli haline geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın güçlü vizyonu altında Türkiye’nin savunma sanayinde dünyada önde gelen konumlara ulaşması için atılan adımların hız kazandığını vurgulayan Yılmaz, mevcut ihracat rakamlarının ve yerlilik oranlarının önemli göstergeler olduğuna dikkat çekti. Türkiye, savunma ve havacılık alanlarında uçtan uca yetenekler geliştirme hedefiyle hareket ederken, ihracatın büyük bölümünü NATO ve AB müttefiklerine yönlendirmeyi sürdürüyor.
Gelecek için belirlenen hedefler arasında, dünyadaki en büyük savunma oyuncuları arasındaki konumunu sürdürmek ve ilk 10 ülke arasına girmeyi hedeflemek bulunuyor. Yılmaz, savunma sanayisinin sadece güvenlik için değil, aynı zamanda teknoloji ve istihdam açısından da ülke ekonomisini güçlendirdiğini vurguladı. Genç bir iş gücü ve nitelikli istihdam ile üretim kapasitesinin artışı, savunma sanayisini sivil alanlarda yeniliklere taşıyan bir katalizör görevi görüyor.
Yılmaz ayrıca, uluslararası işbirliğinin kritik önemine işaret etti. Müttefiklerle ortak üretim, tasarım ve geliştirme çabalarının savunma sanayisinin dayanıklılığını artıracağını ifade etti. Ticari kısıtlamaların ve yaptırımların aşılması gerektiğini belirten konuşmacı, Avrupa’nın güvenlik mimarisine Türkiye’nin katkısının artırılması gerektiğini vurguladı. Bu yaklaşım, üretim kapasitesi, teknoloji birikimi ve operasyonel deneyimin uyum içinde yürütülmesini sağlayacak bir güvenlik stratejisinin temelini oluşturmaktadır.
Görüşmelerin, savunma sanayisinde yeni bir istikamete yön vereceğini ve verimli işbirliklerine kapılar açacağını ifade eden Yılmaz, bu sürecin hayırlara vesile olmasını diledi.