Türkiye madencilik ve altın tedarikinde stratejik dönüşüm: Şeffaflık ve güvenli madencilik vizyonuyla sürdürülebilir enerji ve yatırım fırsatları.

Altın fiyatlarının 5 bin dolar seviyesini ‘yeni normal’ olarak benimsemesi, piyasalarda İran’a yönelik söylentiler ve ABD ekonomisinin küresel algısındaki değişimlerle ilişkilendiriliyor. Uzmanlar, ons başına 100 dolarlık artışın Türkiye’nin cari dengesinde yaklaşık 400 milyon dolarlık bir negatif yük oluşturduğunu belirtiyor.
Yılmaz, Türkiye’nin altın üretim hedeflerini yeniden değerlendirirken, 2025 yılı verilerine göre üretimin 28.4 tona gerilediğini ve devletin Darphane’nin 2025 yılında 49.7 ton ziynet ve sikke altını bastığını hatırlatıyor. Ancak bu artan iç üretim ihtiyacının karşılanması için ithalata ihtiyaç duyulduğunu vurguluyor: 2025’te toplam 126.3 ton altın ithal edildi. Yatırım amacıyla talebin mücevher talebini geride bıraktığını da sözlerine ekliyor. Şeffaf Veri Tabınına yönelik adımlar, madencilik güvenliğini artırmayı hedefliyor.
Türkiye, dünyanın Mining Safety Round Table modelini ülkeye taşıyarak Güvenli Madencilik Forumunu kurdu. Forum, Türkiye’nin önde gelen 16 madencilik şirketini kapsıyor ve yaklaşık 150 bin çalışanı temsil eden 20 bin kişiyi kapsamaktadır. Bu platform, saha raporlarının anonim ve güvenli bir veri tabanında paylaşılmasını sağlıyor ve veriler Uluslararası Madencilik ve Metaller Konseyi standartlarına göre raporlanıyor. Amaç, bir madende ortaya çıkan riskin diğerlerinde tekrarlanmadan önce engellenmesi.
Nadir toprak elementleri (NTE) konusunda da yol haritası çizen Yılmaz, Enerji Bakanlığı’nın Türkiye Kritik ve Stratejik Mineraller Raporunu yayımladığını ve 37 minerali kilit öneme sahip olarak belirlediğini ifade ediyor. NTE’lerdeki en belirgin sorun ise Çin teknolojisine dayanım, ki bu teknolojiyi ülke olarak kendi imkanlarımızla edinmek zorunda olduğumuz bir konu.