Şangay ve Pekin arasındaki bilgi akışını inceleyen bu yazıda NVidia H200 satın alma yetkisi ve ambargo gerilimi üzerine derin analizler.

Çin ve ABD arasındaki ticari gerilim çerçevesinde, bazı büyük teknoloji firmalarının çip tedarikine ilişkin dikkat çekici haberler gündeme geldi. Pekin yönetiminin, ülkenin önde gelen şirketlerine NVidia’nın H200 serisi yapay zeka işlemcilerini temin etmesi yönünde onay verdiği iddiaları ortaya çıktı. DeepSeek başta olmak üzere ByteDance, Alibaba ve Tencent gibi devlerin yaklaşık 400 bin adet H200 GPU için resmi izin aldıkları ileri sürülüyor. Ancak yetkililer bu alımların hangi koşullarda yürütüleceğini netleştirmekle meşgul ve bu yüzden teslimatların kısa sürede gerçekleşmesi şu an için zorluk taşıyor.
AMBARGO SAVAŞINDA UZLAŞI UMUTLARI NVidia CEO’su Jensen Huang, söz konusu firmalardan henüz resmi bir sipariş alındığını teyit etmedi. Çin tarafının lisans ve hukuki süreçleri tamamlamadan işlemleri resmileştirmeyeceğini belirtti. Yani onay verilmiş olsa dahi fiili teslimatlar için ek zaman gerekecek gibi görünüyor.
İki ülke arasındaki teknoloji çekişmesinin arka planında, uzun süredir süregelen kısıtlamalar ve politikalar yatıyor. Geçtiğimiz aralık ayında ABD hükümeti, NVidia’nın H200 işlemcilerini “güvenilir” Çinli şirketlere satabilir hale getirse de satışlar üzerinde %25 vergi uygulama şartını da koydu. Çin ise yerli oyuncuları NVidia’nın daha az güçlü H20 ürünlerine yönlendirmek için bazı tedbirler almıştı. Ancak Huang’ın Çin ziyaretinin ardından yüz binlerce H200 biriminin ithalatına yeşil ışık yakıldığı anlamına gelen işaretler görünüyor.
Şu anda NVidia’nın H200 modeli, şirketin en güçlü ikinci yapay zeka işlemcisi olarak konumunu koruyor ve H20 ile karşılaştırıldığında, performans açısından yaklaşık altı katlık bir fark sunuyor. Bu fark, özellikle büyük dil modelleri ve gelişmiş yapay zeka projelerinde önemli bir rekabet avantajı sağlıyor.
Çinli teknoloji firmaları uzun yıllardır yerli çip üretimi ve alternatif çözümler üzerinde çaba gösterse de, NVidia’nın üstün teknoloji kapasitesi karşısında hâlen bağımlılığın ciddi boyutlarda olduğu gözlemleniyor. ABD’nin ihracat kısıtlamalarına rağmen bu bağımlılığın tamamen ortadan kaldırılamadığı da görülüyor.