Sahaf kitapları üzerinden yapay zeka ve kültürel tasfiye tartışmasını inceleyen derin analiz, tarih ve etki ilişkisini akıcı bir dille ortaya koyuyor.

Yapay zekânın bakış açısı bu kez sahafların raflarına kaydı. Büyük dil modellerinin bilgi havuzunu genişletme, yeni veriler üretme ve telif sorunlarını aşma amacıyla uzun süredir sahaflardan yığılan binlerce kitap dijital arşivlere katılıyor. Bu süreç Kanada’daki Zoom Books adlı şirketin, Alman sahaflardan toplu eserler almasıyla patlak verdi; benzer hareketler Avrupa’daki diğer sahaflarda da görüldü.
Tarih ve hukuk seçiyorlar Haberlerimizi Google’da takip edin; en güncel haberler ve son dakika gelişmeleri için bizi favorilerinize ekleyin. Hollanda Haarlem’deki De Vries & De Vries’in sahibi Pieter de Vries, iddiaları doğrulayarak Singapurlu bir yapay zekâ şirketinin, jeomekanik, İrlanda halk masalları ve yüksek kaliteli seramiklerin lazer işlemesi konularında 3 bin İngilizce kitabı sipariş ettiğini duyurdu. Kitaplar dijital ortamda taranıp dev bir veri havuzuna dönüştürülüyor; özellikle 1970 sonrası ISBN’e sahip kurgu dışı eserler öncelik kazanıyor. Uzun süre ilgi görmemiş konular ve baskıcı alanlar olan tarih, yemek kültürü, hukuk ve ekonomi kitapları da işin içinde.
İşin ürkütücü yönü, aktarım sonrası kitapların imha edilmesi. “İşi biten” eserler depolarda yok edilmeye hazırlanılıyor. Sahaflar, bunun bir ticaretten çok kültürel tasfiye olduğuna vurgu yapıyor. De Vries ise süreci “Barbarca” olarak nitelendirip şu sözlerle özetliyor: Bir kitaba, esere, kültüre saygı gösterilmeden, her şeye karşı saygısızca davranılıyor. Eleştirmenler ise yüz binlerce yaratıcı eserin ve okuyucuların kültürel mirasını sömüren bir mekanizma olarak bu hareketi betimliyorlar.
Türkiye’de durum nedir? Ülkemizde bu tür uygulamalar henüz görülmedi; Emin Nedret İşli buna ilişkin bir açıklama yaparken piyasanın küçüklüğüne dikkat çekiyor ve “Böyle bir şey olursa haberimiz olurdu” diyor. Ayrıca yabancı yapay zekâ aktörlerinin dünya tarihini etkileyebilecek eserlerle karşılaşma ihtimalini de sorguluyor. İleride bu tür süreçlerin bizim koleksiyonlarımıza nasıl yansıyacağı merak konusu.
‘İmhanın gerekçesi ne?’ ABD ve Avrupa kütüphanelerinde uzun süredir kullanılmayan kaynakların elden çıkarıldığı hatırlatılırken, yer kaplamayan kitapların kermes gibi yöntemlerle kütüphanelerden çıkarıldığı belirtiliyor. Ancak 20 yıl boyunca incelemeye takılmamış kitapların yeniden taranıp imha edilmesinin mantıklı olup olmadığı tartışılıyor. Basılmış materyallerin taranıp imha edilmesi, bazı çevrelerce anlaşılır bulunmuyor.
‘Kitabın bize dönüş yolu kapanıyor’ Sedat Yardımcı, süreçlerin altı ay öncesinden başladığını ifade ediyor: ISBN’li eserler kolaylık sağlar gibi görünse de ISBN’i olmayan 1900’lerin başına ait nadir kitaplar da var; bunlar taranamadıkları için risk altında. Bu durumun sahaflar için geri dönülmez zararlar doğurabildiğini belirtiyor. Tarama ve imha işleminin kültürel mirasına vurulan bir darbe olduğuna işaret ediyorlar; sahaflar için en büyük kayıp, eserlerin fiziksel olarak geri gelme ihtimalinin artık bulunmaması.