Otomotiv sektörünün 2025 görünümü ve 2026 için yol haritası: trendler, yatırım fırsatları ve kilit stratejilerle bugün başlayın.

Otomotiv sektörü 2025 yılına dair değerlendirmelerini paylaşan Eroldu, sektörün bu dönemde elde ettiği önemli başarıları ve gelecek için belirlenen hedefleri aktardı. 2025 yılında toplam ihracatta kaydedilen 41,5 milyar dolarlık rakam, bugüne kadar ulaşılan en yüksek seviyeye işaret ederken hafif ticari araç ihracatında da 435 bin adetlik kayda ulaşıldı. Türkiye’nin Avrupa’da güçlü bir üretici konumuna ulaşmasıyla birlikte otobüs ve minibüs üretiminin önemli bir merkezi haline geldiğini belirtti.
Toplantıda, bu üç temel göstergenin otomotiv sanayinin 2025’i önemli bir kilometre taşı olarak netleştirdiğini vurgulayan Eroldu, yatırımların somut sonuçlarıyla bu yılın sektördeki gelişmelere yön verdiğini ifade etti. Sektörün ihracat payının toplam ihracat içindeki oranı 16,5’ten 17,6’ya yükseldi ve kilogram başına ihracat değerlerinde görülen artış da sektöre olan güveni pekiştirdi. Otomotiv ana sanayinin kilogram başına ihracatı 12,19’dan 13,10 dolara çıkarken, toplam sanayide bu değer yaklaşık 1 dolar artışla 8,3’ten 9,1 dolara yükseldi.
REKABETÇİLİK KAYBININ ETKİLERİNİ ORTA VADEDE DAHA BELİRGİN HİSSETME RİSKİMİZ başlığıyla açıklanan görüşlerde, otomobil ithalatının ihracattan daha baskın olması endişesi paylaşıldı. Eroldu, iç pazara üretim kaynağı olarak daha fazla yatırım yapılması gerektiğinin altını çizdi ve 7,7 milyar dolarlık cari açığın bu süreçte kritik öneme sahip olduğuna dikkat çekti.
Uzun vadeli yatırımların sonuçlarını 2025’te görmeye başladıklarını belirten Eroldu, kapasite kullanımına değinerek 2024’te %70 olan oranın 2025’te %67–70 aralığında kaldığını, ancak toplam üretimin 1 milyon 419 bin adede yükseldiğini söyledi. Bu artışın rekabetçilik açısından olumlu etkileri bulunduğunu vurguladı ve kapasite kullanımını daha da yükseltmenin hedef olduğunu kaydetti.
MADE IN EU KONUSUNUN TÜRKİYE’Yİ OLUMSUZ ETKİLEMESİNİ BEKLEMİYORUZ AMA BİR RİSK başlığı altında AB taslaklarına değinen Eroldu, Türkiye’nin AB’ye olan bağımlılığını ve karşılıklı ticaret ilişkilerinin dengeli olduğunu ifade etti. Türkiye’nin toplam otomotiv ihracatının %70’inin AB’ye yapılması, AB’nin Türkiye’den yaptığı ihracat payının ise %8 civarında olması bağıntısını ortaya koydu. Türkiye’nin Avrupa için rekabetçi ve güvenilir bir ticari ortak olduğuna dikkat çekti ve Made in EU taslağının Türkiye’yi olumsuz etkilemesini beklemediklerini, ancak sürecin dikkatle izlenmesi gerektiğini belirtti.
2025 YATIRIMLARIMIZIN SONUÇLARINI GÖRMEYE BAŞLADIĞIMIZ BİR SENE OLDU başlığıyla yapılan açıklamada kapasite kullanımının iyileştirilmesi gerektiğine vurgu yapıldı. 2025’te üretimin %4 artış gösterdiğini ve toplam üretimin 1 milyon 419 bin adede ulaştığını kaydeden Eroldu, iç pazarda ve ihracatta elde edilen artışların öngörülerle uyumlu olduğuna işaret etti. Yatırımların sonuçlarını görmeye başladıkları bu yılın, gelecekte de benzer başarıların devamını getireceğini düşündürdü.
2026 için öngörülerde, AB pazarında hafif ticari araçlar bağlamında bazı daralma sinyallerinin izlendiğini belirten Eroldu, buna karşılık yeni yatırımlar ve yeni markalarla bu eksikliği gidereceklerini ifade etti. 2026’da da 2025’te elde edilen sonuçların tekrarlanabileceğini öngören Eroldu, bu yıl için hedeflerin korunması adına çalışmaların devam edeceğini sözlerine ekledi.
HURDA TEŞVİKİ konusuna ilişkin bir soru üzerine Eroldu, şu an için böyle bir talebin olmadığını bildirdi. Ancak emisyon azaltımı hedefleri doğrultusunda uzun vadeli planlamaların çevre açısından faydalı olacağını ve otomotiv sanayisine katkı sağlayacağını belirtti. Bu yönde atılacak adımların sektör için olumlu etkileri olacağını sözlerine ekledi.