DOLAR
49,2705
EURO
55,2972
ALTIN
6.644,78
BIST
12.265,98
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
25°C
İstanbul
25°C
Parçalı Bulutlu
Pazartesi Az Bulutlu
24°C
Salı Hafif Yağmurlu
20°C
Çarşamba Yağmurlu
18°C
Perşembe Yağmurlu
16°C

Medya, Psikolojik Savaş ve Ana Akım Medyanın Rolü: Murat Yancı’nın Analizleri

Medya, psikolojik savaş ve ana akım medya üzerinde Murat Yancı’nın analizleriyle aydınlatıcı bir bakış.

Medya, Psikolojik Savaş ve Ana Akım Medyanın Rolü: Murat Yancı’nın Analizleri
16.05.2026 12:30
A+
A-

Medya ve iletişimin günümüz çatışmalarında ne kadar kritik olduğuna dair görüşler, son dönemde daha da netleşti. İran–Suriye ve genel olarak bölgedeki gerilimler sırasında psikolojik savaş videolarının ardı ardına yayıldığını görmek acı bir farkındalık yarattı. Örneğin, İran’ın başlangıcında ilk hedeflerden biri devlet televizyonuydu; bu durum, bir ülkenin moralinin ve toplumsal direncinin ne kadar medya odaklı bir etkiye bağlı olduğunu gösteriyor. Medya zayıf olduğunda psikolojik üstünlüğü kaybetmek, dış tehditlerin karşısında ciddi sıkıntılar doğurabiliyor. Bu süreçte, Amerikan propagandasının da etkili biçimde kullanıldığı görüldü; İran’a yöneltilen içerikler, kendi iç iletişimini güçlendirmek için özel ekipler tarafından hazırlanıyor ve servis ediliyor. Amaç, toplumun birliğini korumak, moralı yüksek tutmak ve karşı tarafın moralini bozmak oluyor.

Bu savaşlarda dikkat çeken konulardan biri, teknolojik iletişim araçlarının rolüdür. Elon Musk’ın Starlink uyduları, iletişimin kesintiye uğramaması adına önemli bir adım olarak nitelendiriliyor. Çünkü farklı platformlar üzerinden bilgi akışını sürdürmek, karşı propagandan korunmada belirleyici bir etkiye sahip olabiliyor. Ancak bu adımlar, yalnızca bir ülkenin insiyatifinde değil; uluslararası aktörlerin stratejileriyle şekilleniyor ve bu bağlamda medya güç dengeleri yeniden kuruluyor.

Gazze konusundaki Batı medya tutumu, dünyanın pek çok bölgesinde tartışma yaratan bir başka başlık. İsrail ile olan ilişkiler ve bunun medya tarafında yankılanması, bütçe ve yatırım kararlarının paydalarında belirleyici rol oynuyor. Bazı medya kuruluşları, İsrail’e karşı olan içeriklere karşı sansürcü bir yaklaşım sergilemese bile, taraflı bir bakışla konuları ele alabiliyor. Böylece haberin tarafsızlığı tartışmalı hale gelebiliyor.

Ana akım medya ve sanal medya arasındaki sınırlar konusunda Murat Yancı, sanal medyanın devletlerin arkasında duran güçlerle şekillendiğini vurguluyor. Ana akım medya ise bu süreçte “emniyet subabı” görevi görme iddiasını taşıyor; hatalı bir durum söz konusuysa hızlı aksiyon alınıyor ve sansür ya da düzeltici adımlar atılıyor. Buna karşılık sanal medya, dezenformasyonun hızlı bir şekilde tekrarlanmasına açık bir alan olarak nitelendiriliyor.

15 Temmuz gecesi ana akım medyanın tarihi rolü ise, o dönemde Cumhurbaşkanı’nın CNN Türk ile olan yayını üzerinden belirginleşti. Aynı anda bazı platformlar, darbeyi destekleyici içerikler yayımlayabilirken, ana akım medya dönemin akışını yönlendirme potansiyeli taşıdı. Bu süreçte sanal medya, darbe girişimini etkisizleştirmek yerine operasyon merkezi haline geldi; bazı içerikler uyuşturucu veya yasa dışı bahis gibi konuların üzerinden sızdırıldı ve algoritmik karalamalarla bir propaganda aracı olarak kullanıldı. Bu yüzden sanal medya, özgürlük mücadelesi olarak gösterilirken gerçekte ise “kirli bir bataklık” olarak eleştiriliyor.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.