İzmir Meslek Fabrikası tahliyede hukuki denge: mahkeme kararları ve yargı denetimindeki gelişmeleri inceleyen kapsamlı içerik.

Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün sosyal medya üzerinden paylaştığı bilgilere göre İzmir’de Meslek Fabrikası olarak tescil edilen taşınmazla ilgili tartışmalar geçtiğimiz günlerde kritik bir aşamaya ulaştı. İzmir 5. İdare Mahkemesi, Un Fabrikası ve bağlantılı taşınmazlar için Büyükşehir Belediyesi’nin tahliye talebinin ikinci kez reddine karar verdi. HUKUK MAHKEMESİ TEDBİRİ KALDIRDI; TAHLİYE SÜRECİ YÖNETİM ALTINDA DEVAM EDİLECEK Kararın özünde, sürecin hukuki çerçeve içinde ilerlemesi gerektiği ve arşiv kayıtları ile mevzuat hükümlerinin bu doğrultuda öncelikli görüldüğü yer alıyor. VAKIF KAYITLARINA DAYANAN BELGELER DOSYAYA GİRDİ; UN FABRİKASI’NIN GEÇMİŞİ BELGELENDİ İncelenen yazıtlarda, taşınmazın vakıf yoluyla ortaya çıktığına dair kayıtlar dikkat çekiyor. Tapu, kadastro tutanakları ve arşiv belgeleri üzerinden yapılan değerlendirmede, taşımanın vakıf ile ilişkisi kurulmuş ve Vakıflar Genel Müdürlüğü adına tescil işlemlerinin gerçekleştirildiği ifade ediliyor.
MAHKEME: “AÇIK HUKUKA AYKIRILIK YOK” İzmir 5. İdare Mahkemesi’nin 17 Mart 2026 tarihli kararında, yürütmeyi durdurmaya yeterli olan “açık hukuka aykırılık” unsurunun somut olayda oluşmadığı vurgulandı. Davacının Bayezid Baba Vakfı’nın statüsüyle ilgili iddiaları, bu davanın konusu değil olarak görülüp ayrı bir mülkiyet davasında değerlendirilebileceği belirtildi. Bu dava, yalnızca tahliye işlemine ilişkin olduğundan, sürecin durdurulmasını gerektirecek bir şart bulunmadığı sonucuna varıldı. Ayrıca 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 75. maddesi gereğince vakıf taşınmazlarının işgali halinde tahliye işlemlerinin ilgili mülki idare amirliklerince yerine getirileceği hatırlatıldı; Konak Kaymakamlığı’nın tahliye işlemi mevzuata uygun bulunduğu kabul edildi.
HUKUK MAHKEMESİ DE TEDBİRİ KALDIRDI Belediyenin, yargının süreci durdurması yönündeki ihtiyati talebi İzmir 26. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından 11 Mart 2026 tarihli ara kararla reddedildi. Mahkeme, bu talebin tapu iptali ve mülkiyet davasının konusuyla doğrudan ilgili olmadığını ve idari kararların ancak idare mahkemelerinde durdurulabileceğini, bu nedenle ihtiyati tedbir kapsamında değerlendirilemeyeceğini kaydetti.
“TAKDİR DEĞİL, KANUNİ ZORUNLULUK” Dosyada yer alan incelemeler, vakıf kültür varlıklarının korunması ile vakıf mülkiyetinin devrine ilişkin süreçlerin idarenin takdirine bağlı olmadığına işaret ediyor. 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 30’uncu maddesi gereğince vakıf yoluyla meydana gelen ve kamu mülkiyetine geçmiş taşınmazların vakıf adına devrinin zorunlu olduğu, bu hususun idareye takdir imkanı tanımadığı ifade edildi. Ayrıca bir taşınmazın vakıf niteliğinin yalnızca inşa sürecine bağlı olmadığı, vakfa gelir sağlayan yapının “akar” niteliği taşıması ve bunun tapu ile arşiv belgeleriyle kanıtlanması gerektiği belirtiliyor.
TAHLİYE SÜRECİ YARGI DENETİMİNDE DEVAM EDİYOR Bölge İdare Mahkemesi’nin önceki kararları ve mevcut mahkeme kararları birlikte değerlendirildiğinde, Meslek Fabrikası için tahliye sürecinin önünde hukuki bir engel kalmadığı düşünülüyor. Yargı kararları doğrultusunda süreç, mevzuata uygun ve yargı denetimi altında ilerlemeye devam ediyor.