İstanbul Film Festivali’nin öne çıkanları: Kuru Taşın Başı ve sürprizlerin ötesinde benzersiz sinema deneyimiyle dolu bir tur.

İstanbul Film Festivali, bu yıl 45. kez sinemaseverlerle buluşuyor ve uzun metrajlardan kısa filmlere uzanan zengin bir program sunuyor. Seçkide dikkat çeken yapımlar arasında, festivalin Altın Lale yarışmasına damga vuracak filmler dikkat çekiyor.
“Kuru Taşın Başı”, Yeşim Ustaoğlu’nun belgeseli olarak Türkiye’yi temsil ediyor. Yusufeli Barajı nedeniyle yerinden edilen köylülerin zorunlu sürgün süreci ve hayatlarını nasıl sürdürdükleri, sürdürülebilirlikten kopuşa uzanan bir tabloyla aktarılıyor. Tarihe ve hafızaya tanıklık eden bu eser, toprak ve evlerinden kopan insanların yaşam mücadelelerini odak alıyor.
“Rose”, Markus Schleinzer imzasını taşıyor ve Berlinale’de En İyi Oyuncu ödülünü kazanan Sandra Hüller’in performansını merkezine alıyor. 17. yüzyılın Kaos dolu Avrupa’sında, uzak bir Alman köyüne gelen esrarengiz bir asker, miras iddiasını gündeme getirir ve çiftliğin kaderi değişir.
“Günyüzü” ise Banu Sıvacı’nın geri dönüş filmi olarak Altın Lale için yarışıyor. Tahliye sonrası köyüne dönen bir müzisyen olan Suna, kız kardeşinin katili olduğundan şüphelendiği demans hastası Bekir’den itiraf ararken kendi iç dünyasının karanlıklarına doğru yolculuğa çıkar. Bu süreç, geçmişin izleriyle hesaplaşmayı derinleştirir.
“Megadoc”, Mike Figgis’in anlatımıyla, Coppola’nın megaprojesi Megalopolis’in perde arkasını ve bütçe savaşlarını mizahi bir dille ele alıyor. Üzümlerini satarak stüdyoları ve filmin yaratım sürecini gözler önüne seren bu yapım, hayal ile gerçeğin sınırında gezinen bir belgesel niteliği taşıyor.
“Queen at Sea”, Lance Hammer’ın 18 yıl aradan sonra yönettiği eser olarak Berlinale’de öne çıkıyor. Amanda ve annesinin demansla boğuştuğu bir aile draması sunan film, yanık bir aşk ve kayıplar silsilesini ekrana getiriyor. Juliette Binoche, Amanda rolünde ön planda görünüyor.
“The Wizard of the Kremlin” Olivier Assayas’ın Putin portresiyle ekrana geliyor. Jude Law’ın Putin’i canlandırdığı film, Vadim Baranov’un yükselişini ve akıl hocası konumuna gelmesini detaylı bir şekilde işliyor.
Filistin Sineması Spotlight altında yükselen bir proje olan Habibi Hussein, Alex Bakri’nin ilk uzun metrajlı filmi olarak öne çıkıyor. Cenin Sineması’nın 20 yıldır kapalı durumda olan kaderiyle hesaplaşan belgesel, merkezi bir sivil toplum örgütünün Batı Şeria’ya gelerek sinemayı restore etme çabalarını ve projenin yerinde gerçek etkisini incelemeye koyuluyor. Kalkınma yardımlarının gerçek karşılığını sorgulayan bu yapıt, izleyiciyi Filistin film kültürünün nabzına götürüyor.