İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nde sanık savunmaları ve operasyonun ayrıntılarıyla ilgili güncel, kapsamlı bilgiler.

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Marmara Kapalı Cezaevi karşısındaki salonda görülen duruşmada, tutuksuz sanık Ahmet Çiçek kendi savunmasını yaptı. Çiçek, seçim sonrası reklam alanlarının büyük bölümünün Murat Ongun’a ait olduğundan söz ederek, bu konudaki yetkinin Ongun ve sektör dostu Salih Subaşı’na devredildiğini öne sürdü. “Tüm reklam alanları için izinler ve ödemeler Kültür AŞ üzerinden yapıldı; bu durum tüm piyasa tarafından biliniyor” diye ifade etti.
Murat Kapki ile olan tanışıklıklarını kuaför ortak kullanmalarına bağlayan Çiçek, kısa süre sonra samimiyetlerinin arttığını ve ofisteki bir toplantı esnasında para talep edilmesi gerektiğini anlatan bazı şirketlerden bahsettiğini belirtti. Fatura ve çek işlemlerinin Murat Kapki’nin güvenmediği için Sinan Sepetçi tarafından yürütüldüğünü, paraların da Kapki’nin bilgisiyle belirlenen kişiler aracılığıyla bankadan çekildiğini savundu. “Paralar çerçevesinde toplanan nakdin sonrasında Berat Kapki aracılığıyla belirlenen yere götürüldüğünü ve bu süreçte gördüğü her şeyi ifadesinde detaylandırdığını” ifade etti.
Çiçek, WhatsApp üzerinden Kapki ile iletişimini sürdürdüğünü ve operasyondan önce konuşmaların silinmesi talimatı aldığını söyledi. Kapki’nin ofisinde telefonunun çekmecesinde saklandığını belirterek, baskı ve zorlama yönündeki iddiaları reddetti. Ancak CHP delegelerine iPhone dağıtıldığı iddiasına işaret ederek, bu telefonların “fazla kaldığı için” paylaşılmış olduğunu düşündüğünü aktardı.
Vedat Şahin’e atıfla, bazı şirketlerden paralar çıkarmak amacıyla fatura kestiğini söyleyen Çiçek, savunmasında oteldeki kameraların görüntülerinin bazı haberlerle bağlantılı olduğunu ve valizin içindeki paraların jammer olduğuna dair iddiaları reddetti.
Çiçek, suçlamaları kabul etmeyerek üzerine atılan tüm suçlamaları reddetti. “DENİZ’İN KENDİ ŞİRKETİ VARDI” başlığıyla devam eden bölümde ise tutuksuz sanık Mehmet Muhittin Palazoğlu, kardeşiyle kurduğu bir şirket üzerinden organizasyon ve açık hava reklamcılığı alanında çalıştıklarını ve 2025 Ağustos’a kadar hisselerin devrini yaptıklarını anlattı. Deniz Dörtyol’un reklam süreçlerini yönettiğini ve 2019’dan sonra ihale almadıklarını savundu. Tuzla projesi nedeniyle B. isimli şirkete 600 bin lira ödeme yapılarak rüşvet olarak sunulduğu iddialarını reddetti.
Palazoğlu, Ongun’un kendisi hakkında “kaşe dolu ofis” iddialarını reddederken, şirketlerine ilişkin bağımsız bölümlerin varlığını ve kaşe kullanımıyla ilgili suçlamaların kendisine ait olmadığını savundu. “Kamu görevinin sağladığı nüfuzu kullanarak baskı kurulduğu” gerekçesiyle yapılan ödemelerin irtikat olduğuna dair iddiaları kabul etmediğini belirtti.