İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi duruşması: sanık savunmaları, iddia belgeleri ve süreçteki gelişmeler hakkında özet bilgilendirme.

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısında bulunan salonda gerçekleştirilen duruşmada, tutuksuz sanıklardan organizasyon şirketi sahibi Ahmet Çiçek kendi savunmasını yaptı. Çiçek, 2019 seçimlerinden sonra şehirdeki reklam alanlarının yönetiminin Murat Ongun’da olduğundan söz etti ve bu süreçte Salih Subaşı’nın sektörden seçildiğini belirtti.
Buna göre, Çiçek yalnızca reklam alanlarının izin süreçlerini ve ödeme mekanizmasını merkeze alan bir düzenin olduğunu iddia etti. Yetkilerin Murat Kapki’nin onayıyla Hatırlattığı Sinan Sepetçi tarafından uygulandığını ve faturaların çekim süreçlerinin bu kişi tarafından yürütüldüğünü aktardı. Çiçek, 2023-2024 yıllarında 9 aylık bir dönemde paraların hangi gün çekileceğini Sinan Sepetçi’nin organize ettiğini ve banka işlemlerinin de Kapki’nin bilgisiyle gerçekleştirildiğini ifade etti. Çekim işlemlerinin tamamının bu yetkili kişiler tarafından yürütüldüğini ve paranın tesliminin belirli şahıslara yönlendirildiğini ekledi. Ayrıca, Kapki’yle WhatsApp üzerinden iletişim kurduğunu ve operasyondan önce tüm konuşmaların silinmesini talep ettiği anları hatırlattı. Kapki’nin ofisinde kullanılan telefonların dinlemelere karşı koruma amacıyla çekmecede tutulduğunu ve bazı konuşmaların bu süreçte kaydedilmediğini savundu.
Gerçekleşen temaslarda Çiçek, Kapki’ye karşı artan samimiyeti vurguladı ve kendisine bir gün yüzde 6 komisyon ödemesini teslim ettiği anları paylaştı. CHP delegelerine dağıtılan iPhone’lar konusundaki gözlemlerini de aktaran Çiçek, “Telefonlar bana fazla kaldığı için verilenlerdi” ifadelerini kullandı. Vedat Şahin ile ilişkisi ve fatura süreçleriyle ilgili olarak da savunmasında, oteldeki kamera kayıtlarına ilişkin düşüncelerini dile getirdi ve bazı haberlerdeki anlatımları hatalı bulduğunu savundu.
Çiçek, kendisine yöneltilen suçlamaları reddetti ve “Bunun adı ticaret değildir; baskı veya haraçtır” diyerek iddiaları eleştirdi. Ayrıca, valizlerle taşınan parayla ilgili televizyon görüntülerine atıfta bulunarak, bu iddiaların gerçeği yansıtmadığına dair açıklamalarda bulundu.
Aynı duruşmada tutuksuz sanık Mehmet Muhittin Palazoğlu’nun savunması da alındı. Palazoğlu, şirketin yapısını ve devir sürecini özetledi; ihale süreçlerine dair iddiaları reddetti ve Tuzla’daki projenin kendisiyle doğrudan bağlantılı olmadığını belirtti. Örneğin, “Kültür sanat ihalelerine gir” denildiği iddiasına karşılık, reklamcılık işlerinden ziyade inşaat sektörüne odaklandığını ve Deniz Dörtyol’un bu süreçlerde görevli olduğunu savundu.
Palazoğlu, B. isimli şirkete yapılacak olan ödemeler üzerinden 600 bin lira ve 200 adet tespihin şirkete teslim edildiğini öğrendiğini söyledi; bunun üzerinden bazı tartışmaların yaratıldığını ifade etti. Murat Ongun’a karşı duruşmada yöneltilen sorulara tepki gösteren Palazoğlu, “Tüm kaşeler benim kişisel ofisimden çıkmış gibi bir algı yaratılıyor” diye konuştu. Ongun’un kendisini hedef gösterdiğini, ancak gerçeklerin ortaya çıkarılması gerektiğini belirtti.
İddianamedeki “seçim sonrası sistem” grubu hakkında da açıklamalarda bulunan Palazoğlu, “İBB seçimleri sonrasında bazı reklam alanlarının tek gecede indirildiğini” ve ardından Serdal Taşkın ile Ongun’un devreye girdiğini ifade etti. Emrah Bağdatlı ile görüşmeleri ve haberleşmeleriyle ilgili olarak da bazı bağlantılar kurduğunu, ancak sonuçta somut bir ilerleme kaydedilmediğini söyledi.
Duruşmanın ilerleyen saatlerinde, ek iddianamede tutuksuz olan bazı sanıkların da savunmalarının alındığı kaydedildi. Toplamda 331 tutuksuz sanığın savunmasının tamamlandığı bildirildi ve duruşmanın savunmaların alınması amacıyla sabaha kadar sürmesi planlandı.