DOLAR
48,7713
EURO
56,0537
ALTIN
6.865,89
BIST
13.284,42
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
26°C
İstanbul
26°C
Az Bulutlu
Pazartesi Parçalı Bulutlu
26°C
Salı Yağmurlu
21°C
Çarşamba Hafif Yağmurlu
18°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
21°C

GEÇ KALAN EVLATLAR VE RAMAZAN

A+
A-

 

Hoş geldin Ramazan…

Geç kalmış evlatları yeniden

insan olmaya çağıran ay.

 

Ramazan geldi.

Takvimler imsakiye gösteriyor, sofralar sahura hazırlanıyor.

Ama dünyanın bazı yerlerinde Ramazan, sadece açlıkla değil; unutulmuşlukla başlıyor.

 

Yıllar önce dinlediğim, bir yardım gönüllüsünün anlattığı yaşanmış bir hadise var.

Ramazan’ı her hatırladığımda içimde aynı sızı yeniden uyanır.

 

Bir Ramazan günü, mazlum coğrafyalardan birinde erzak dağıtıyorlar.

Sapa bir köy…

Dağınık yerleşim…

Ulaşması zor, unutulması kolay bir yer.

 

Akşam olmak üzere.

Gönüllüler yorgun.

Dağıtımlar tamamlanmış sayılırken köylülerden biri sesleniyor:

“Uzakta bir ev var. Orada bir nine yaşar. Kimsesi yoktur.”

 

Gitmemek için her mazeret hazır aslında.

Ama vicdan, “yarın” demeyi kabul etmiyor.

 

Zor bir yürüyüşten sonra eve varıyorlar.

Kapı çalınıyor.

 

Kapıyı yaşlı bir nine açıyor.

Gözleri neredeyse görmüyor; sese doğru dönerek soruyor:

“Kim o?”

 

Gönüllü eğiliyor ve diyor ki:

“Ben senin evladınım nine. Ver elini öpeyim. Sana bir evladın olarak erzak getirdim.”

 

Nine bir an duruyor.

Sonra yüreği parçalayan o cümle dökülüyor dudaklarından:

 

“Sen benim evladım olamazsın…”

 

Ve devam ediyor:

“Madem evladımsın, şimdiye kadar neredeydin?”

 

Ardından kelimeler değil, acı konuşuyor:

“Üç gündür açım evladım.

Üç gündür oruç tutuyorum ama artık dayanacak gücüm kalmadı.

 

Bu akşam Allah’la pazarlık yaptım.

‘Yarın da bana yiyecek göndermezsen, senin için oruç tutamayacağım’ dedim.”

 

Ağlıyor nine.

Bir ömür birikmiş gözyaşlarıyla…

 

“Evladım,” diyor,

“Şimdiye kadar sen neredeydin?”

 

O an anlatan gönüllü dizlerinin bağı çözüldüğünü söylüyor.

Taşıdığı koliler ağır gelmiyor artık;

asıl ağırlık, geç kalmış olmanın utancı.

 

İşte Ramazan tam da burası.

 

Ramazan sadece aç kalmak değildir.

Ramazan, bir ninenin Allah’la kurduğu mahcup pazarlığa yetişebilmektir.

Ramazan, “Ben senin evladınım” diyebilmeyi zamanında başarabilmektir.

 

Ve bazen…

Bir mazlum, Allah’a sitem etmez.

Bizim gecikmemizi sabırla bekler.

 

Ramazan bize şunu sorar:

Biz oruçlu muyuz,

yoksa sadece tokken açlığı mı konuşuyoruz?

 

Hoş geldin Ramazan…

Geç kalmış evlatları yeniden insan olmaya çağıran ay.

 

 

 

ETİKETLER: , , , , , ,
Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.