DOLAR
49,7623
EURO
55,6845
ALTIN
6.438,69
BIST
11.172,72
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
20°C
İstanbul
20°C
Çok Bulutlu
Salı Hafif Yağmurlu
15°C
Çarşamba Çok Bulutlu
17°C
Perşembe Yağmurlu
17°C
Cuma Yağmurlu
15°C

DOSTUNU ASLA KAYBETME! BULAMAZSINIZ…          2  /  2

26.10.2026 21:21 | Son Güncellenme: 24.10.2026 21:26
A+
A-

 

 

Ey insan!

Suya kıymet ver, ateşi koru

ama ahlakını hepsinden üstün tut.

 

-Peki, biz bugün neredeyiz? Bir düşünelim…

Suya ihtiyacımız var. Susuz bir hayat düşünülemez. Ateşe de ihtiyacımız var. Ateşin olmadığı yerde ısınmak, karanlığı aydınlatmak, hayatı sürdürmek zordur. Peki ya ahlak? Ahlakın olmadığı bir hayatın neye benzediğini hiç düşündük mü? İnsanların birbirine güvenmediği, sözün değerini yitirdiği, verilen sözlerin çıkarlar uğruna unutulduğu, haklının değil güçlünün kazandığı bir dünyada geriye ne kalır?

Bir toplumun yolları bozulursa yeni yollar yapabilirsiniz. Köprüleri yıkılırsa yeniden inşa edebilirsiniz. Ekonomisi sarsılırsa çalışır, üretir ve yeniden ayağa kalkabilirsiniz. Ama o toplumun ahlakı aşınmışsa mesele artık yalnızca ekonomik kalkınma, teknolojik ilerleme ya da yeni binalar yapmak değildir.

Çünkü “ahlakın taşıyamadığı bir medeniyetin yükünü, hiçbir bina taşıyamaz.’’

Bugün belki de en büyük yanılgımız, her şeyi ölçerken insanı ayakta tutan değerleri ölçmeyi unutmuş olmamızdır. Başarıyı makamla, itibarı servetle, bilgeliği diplomayla, gücü de başkalarına hükmetmekle ölçüyoruz. Oysa insanın gerçek kıymeti, eline imkân geçtiğinde ne yaptığıyla anlaşılır. Kimsenin görmediği yerde emanete sahip çıkabiliyor mu? Haksızlığa uğradığında adaletten vazgeçiyor mu?

 

Bir başkasının hakkı kendi çıkarına engel olduğunda hangi tarafta duruyor?

İşte insanın asıl imtihanı burada başlıyor. Bir insanın ahlakı, işler yolundayken söylediği güzel sözlerle değil; menfaati zarar gördüğünde verdiği kararla ortaya çıkar. Aynı hakikat ailede de geçerlidir, ticarette de eğitimde de siyasette de devlet yönetiminde de…

Ahlakın olmadığı yerde bilgi kibre, makam tahakküme, servet açgözlülüğe, güç zulme dönüşebilir. Hatta insan, sahip olduğu bütün imkânları kendi yanlışlarını örtmek için kullanmaya başlayabilir. İşte tehlike tam da burada büyür. Çünkü ahlakını kaybeden insan, çoğu zaman kendisini kaybettiğinin farkına bile varmaz. Hatalarına gerekçeler bulur, yanlışlarını savunur, zamanla kendi yalanına kendisi de inanmaya başlar. Bir süre sonra hakikati aramaz; kendisini haklı çıkaracak sözler arar. Vicdanının sesini dinlemez; o sesi bastıracak kalabalıklar arar. Nihayetinde kendisini sorgulamayı bıraktığı gün, değişmesi gereken herkesi kendisinin dışında görmeye başlar.

Oysa insanın kendisine soracağı en zor soru şudur: “Ben doğru bildiklerimi mi yaşıyorum yoksa yaşadıklarıma uygun doğrular mı uyduruyorum?” Bu soruyu insan kendisine sorabilirse hâlâ umut var demektir.

Çünkü ahlak bazen bir yanlıştan dönmekle, bazen bir hakkı teslim etmekle, bazen de yıllardır savunduğun bir düşüncenin karşısında hakikatin başka bir yerde durduğunu kabul etmekle yeniden hayat bulur.

Mesele hiç hata yapmamak değildir. Mesele, hatayı karakter hâline getirmemektir. Mesele düşmemek değildir. Düştüğünde kalkmayı, yanlış yaptığında özür dilemeyi, başkasının hakkına girdiğinde telafi etmeyi bilmektir. İnsan, kendisini yeniden inşa etmeye karar verdiği sürece yolunu bütünüyle kaybetmiş sayılmaz.

Ey insan! Suya kıymet ver, ateşi koru ama ahlakını hepsinden üstün tut. Çünkü susuzluğunu suyla giderirsin, soğuğunu ateşle dindirirsin. Ama vicdanının kuruduğu, merhametinin söndüğü, doğruluğunun kaybolduğu bir hayatta hangi kaynaktan içerek kendine geleceksin? Hangi ateşle ısınarak yeniden insan olacaksın?

Unutma; insan bazen bir serveti kaybeder, yeniden kazanır. Bir makamı kaybeder, başka bir makama gelir. Dostlarını kaybeder, zamanla yeni dostluklar kurar. Fakat ahlakını kaybettiğinde, kaybettiği yalnızca bir değer değildir. İnsan, kendisine duyulan güveni de kaybeder. Güven bir kez sarsıldığında onu yeniden kurmak, yıkmaktan çok daha fazla emek ister. Bu yüzden ahlakı yalnızca çocuklarımıza öğreteceğimiz bir ders, duvarlara asacağımız bir söz, kürsülerden söyleyeceğimiz güzel bir cümle olarak görmeyelim. Ahlakı hayatımızın ölçüsü yapalım.

Çocuklarımız bizi söylediklerimizle değil, yaptıklarımızla tanısın. Gençlerimiz doğruluğun saflık, dürüstlüğün kayıp, merhametin zayıflık olmadığını bizden öğrensin. İnsanlar birbirlerine baktıklarında yalnızca bir yüz değil, güvenebilecekleri bir karakter görsün. Ve bir gün biz bu dünyadan göçüp gittiğimizde arkamızdan söylenecek en kıymetli söz şu olsun: “İyi insandı. Kimsenin hakkını yemezdi. Sözüne güvenilirdi. Varlığıyla huzur, yokluğuyla özlem bırakırdı.”

Çünkü geriye bırakılabilecek en büyük miras, malın mülkün çokluğu değil, insanın ardından ayakta kalan güzel ahlaktır. “Beni asla kaybetmeyin, diyor ahlak…” Aslında bu söz, her sabah aynaya baktığımızda kendimize söylememiz gereken bir duadır.

Allah’ım! Bize doğruyu bilmenin yanında doğru yaşamayı, haklı olmanın yanında adil kalmayı, güçlü olmanın yanında merhamet göstermeyi nasip eyle. Bizi, menfaatine yenilenlerden değil, vicdanına sahip çıkanlardan eyle.

Kalbimizi katılaştırma, dilimizi yalandan, elimizi haksızlıktan, gönlümüzü kibirden koru. Bize öyle bir ahlak ver ki ardımızdan kalanlar yalnızca adımızı değil, insanlığımızı da hayırla ansın.

 

Âmin.

 

ETİKETLER: , , ,
Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.