Sosyal medya profiline
bir paragraf yetenek sığdırmış insanlar var.
Bir ömür yetecek bu yetenekleri
nasıl hayatına sığdırmış!
Hayret!
Peki bu derin kuyudan insan nasıl çıkacak, çıkarılacak? Bin kişilik bir salonda bir konuşma yapmak bir ego patlamasıdır, özgüven değildir; özgüven ancak inşa edilir? Ama nasıl?
İlki; sürekli öğrenip gelişme ile özgüven inşa edilir. Burada kritik kelime sürekliliktir. Allah, Kur’an’da; “Sana yakîn (ölüm) gelinceye kadar Rabbine ibadet et.” (Hicr, 15/99) buyurmaktadır. Peygamber Efendimiz de ibadetlerde devamlılığın ve istikrarın önemini şu sözleriyle vurgulamıştır: “Allah katında amellerin en sevimlisi, az da olsa devamlı olanıdır.” (Buhârî, “Rikâk”, 18; Müslim, “Müsâfirîn”, 218).
İkincisi; -samimiyetle, hassasiyetle, ciddiyetle, adaletle, teslimiyetle ve marifetle- her gün en az bir, üç, beş iyilik yapmak ve bunu yazılı bir metne, bir hikâye, bir şiire dönüştürmek ve bu yazılanları bir kitap haline getirmektir. Bu sizin bir insan olarak özsaygınızı yükseltir; öz saygınız öz bilincinize tavan yaptırır ve böylece özbilinciniz de özgüveninizi inşa eder. Eğer özgüveni yeniden, en temelden sağlam bir şekilde inşa edilirse, insanın beş sacayağından her biri iyileşir; maddi imkanlar ve finans kesinlikle hemen büyümeye ve yükselmeye başlar. Özgüveni çok yüksek fakat kalıcı fakir bir insan olamaz, batar çıkabilir ancak sürekli fakir kalmaz. Hala maddi bir sıkıntı yaşıyorsa egosu yüksek olan biridir çünkü ego, özgüvenle karıştırılıyor çoğu zaman. Egolu insan hep bir eksik arar bulur ve yüzüne söyler; özgüvenli insanlar ise kendiyle meşguldür, özüne bakar, işine bakar. Özgüvenli insanın yanında huzur bulursun, egolu insanın yanında huzursuz olursun. Özgüvenli insan kendi ışığına, kendi kanatlarına güvendiği için, başkalarının ışığından ve kanat çırpmasından rahatsız olmaz. Onun en önemli işi -samimiyetle, hassasiyetle, ciddiyetle, adaletle, teslimiyetle ve marifetle- kendi ışığını parlatmaktır, kendi kanatlarını kuvvetlendirmektir, kendi ayakları üzerine kalkmaktır, kendi adımlarıyla yürümektir.
Sosyal medya profiline bir paragraf yetenek sığdırmış insanlar var. Bir ömür yetecek bu yetenekleri nasıl hayatına sığdırmış! Hayret! Her satılanın bir alıcısı var demek! Bu; koyunun olmadığı yerde keçi Abdurrahman Çelebi olurmuş, demek! Bu zorunlu bir itibar, bağlamın gücü ve geçici bir kahramanlık demek. Asıl geri döndüğünde vekil ortadan kalkar; güneş doğduğunda ay söner. Genişleme, derinleş. Her şeyi bilme; bir şeyin her şeyini bil.
Bir işi ne kadar iyi yaptığın mı daha önemlidir yahut bir işi ne kadar iyi pazarladığın mı? En iyisi, en güzeli ve en doğrusu; en iyi yaptığın işi en iyi bir şekilde pazarlamandır. Bu da özgüveni tam ve iletişimi en iyi olan insanların işidir. Diğerlerinin kuşu çoğunlukla ya bir kırık kanatla uçmaya çalışır ya kanadı kırılmış ölgün şekilde bir dalda durur. İşini en iyi şekilde yapacaksın, en iyi yaptığın işi kurallarına göre pazarlayacaksın. Yoksa en iyi yaptığın iş hangarda bekler, yazdığın yazı arşivde bekler…
Yaptığın en iyi şeyi, en iyi şekilde sunman lazım. Ancak bu yetmez. Herkesin en iyiyi yaptığı yerde, en iyiyi sunduğu yerde, senin sıra dışı bir iş yapman lazım; sıra dışı bir sunum yapman lazım. Sıra dışılık bir görünürlük sağlar, fark edilmeyi ve hatırda kalmayım sağlar. Sıra dışılık, kendi ayak izleriyle herkesin yürüdüğü bir ormanda, yol aldığı bir vadide kendi adımlarınla yeni bir patika yol açmaktır; açtığın yeni yolun kenarlarına rengarenk çiçekler ekmektir. İyiler iddialı olmayınca, yeni bir yol açmayınca veyahut açamayınca, iyi olamayanlar açılan boşluğu dolduruyor. Çünkü hayat boşluğu kabul etmiyor. Mesela makul insanlar siyaseti sevmiyor, siyasete girmiyor, siyasetten uzak duruyor. O zaman boş bırakılan yeri dolduranlardan da şikâyet etmeye hakkın olmuyor. Ama ediyorsun; ancak bu da makul olmuyor.
Ve büyümek istiyorsan budamayı da budanmayı da acımayı da acıtmayı da bileceksin. Yoksa bodur kalırsın. Bir meyve ağacını budamayı bileceksin; fazlalık dallarını keseceksin. Kökündeki fazla fideleri koparacaksın. Bir meyve ne kadar iyi beslenirse, etrafına yerleşen ayrık otlarından ne kadar iyi temizlenirse, o kadar kaliteli ve bol meyve verir. Süt veren ineği yemlersin, süt vermeyen ineği keser yersin. Hayatına anlam ve değer katanları hayatının merkezinde tutarsın, değerinden çalan ayrık otlarını hayatın merkezinden kopartıp bir kenara atarsın.
Nasıl Yönetilir Duygular?
Biri sizi kışkırttığında sakin olun! Ve sizi kışkırtan insanı yok sayın. Çünkü insan beyni yok sayılmaktan korkar; nefret edilmekten değil. Sen sustukça ve yok sayıldıkça o panikler; yaranmak için her şeyi yapar. Ve tam o anda sessiz kalmaya devam et; onun duyguları yönet. Allah bazı insanlara dert vermiş, dertlerini anlatabilmek için kabiliyet vermiş; bazılarına ses ve nefes, bazılarına yazma ve çizme, bazılarına vurma ve kırma, bazılarına sabır sebat ve metanet vermiş…
Ne demiş şair:
“Ağyar elemin çekme gönül nafile gamdır,
Hasmın sistemini anlamamak hasma sitemdir.”