DOLAR
49,9422
EURO
55,7635
ALTIN
6.222,90
BIST
10.759,56
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
16°C
İstanbul
16°C
Çok Bulutlu
Pazar Çok Bulutlu
18°C
Pazartesi Çok Bulutlu
19°C
Salı Hafif Yağmurlu
19°C
Çarşamba Hafif Yağmurlu
16°C

DAR KAFALILAR

 

 

Dünyayı daraltan sınırlar

bazen coğrafyalarda değil,

zihinlerde çizilir.

 

Çünkü dünya daralmıyor;

insanın bakış açısı daralıyor.

 

Bazı dizeler, içimizde taşıdığımız ama adını koyamadığımız bir yorgunluğu dile getirir:

 

“Çekilmez hayat değil, dayanılmaz insanlar;

Daralan dünya değil, dar kafalı insanlar…”

 

İnsanlar bazen hayatın yükünden çok, o yükü ağırlaştıran insanlardan yorulur. Çünkü hayatın önümüze çıkardığı güçlüklerle mücadele edebiliriz; fakat haksızlığın, hoşgörüsüzlüğün ve dar görüşlülüğün gölgesinde yaşamak ve yaşlanmak, zamanla direnme gücümüzü tüketebilir. Sorunun bir yanı yaşadıklarımızda, bir yanı onlara yüklediğimiz anlamdadır.

Hayat, en temelinde inişli çıkışlıdır. Bir kayıp yaşarız, düşeriz, bazen beklemediğimiz bir kriz bizi sarsar. Bunlar, her ne kadar canımızı yaksa da kabullenme ve olgunlaşma sürecimizle hafifleyen doğal acılar ve sancılardır. Onlarla yaşamayı öğreniriz; “Burası dünya, yaşadıklarımız da bir imtihan.” diyerek teselli buluruz.

Peki, asıl dayanılmaz olan nedir, biliyor musun? Hayatın doğal sancılarına bir de insanların birbirine yaşattıkları eklendiğinde, yükümüz daha da ağırlaşır. Kıskançlık yüzünden söylenen yalanlar, kendi korkuları nedeniyle sizi kısıtlayanlar, dar görüşlülükleri yüzünden size sırt çevirenler… Hayatı çekilmez kılan, çoğu zaman hayatın kendisi değil, çevremizdeki sağlıksız insan ilişkileridir. Kendi türümüzün yarattığı bu manevi yük enerjimizi sömürüyor, heyecanımızı azaltıyor; bizi fazlasıyla yorgun düşürüyor.

Peki, bu kadar bilgi ve teknolojiye, küresel iletişime sahipken dünya gerçekten daralıyor mu?

Bir tıklamayla dünyanın öbür ucundaki bilgiye ulaşabilir, birbirinden farklı kültürlerle tanışabiliriz. Dünya, iletişim ve bilgi imkânları sayesinde zihinsel olarak genişlerken dar görüşlülük insanın ufkunu küçültüyor.

Düşünsenize, hayat kalitemiz yalnızca cebimizdeki paraya veya yaşadığımız coğrafyanın refahına bağlı değildir; insan ilişkilerimizin niteliği ve zihnimizin açıklığı da yaşamımızı derinden etkiler. Dünyayı daraltan sınırlar bazen coğrafyalarda değil, zihinlerde çizilir. Çünkü dünya daralmıyor; insanın bakış açısı daralıyor.

Dar görüşlü bir zihin, kendisinden farklı olana, yeni bir fikre, kendi kalıbına uymayana tahammül edemez. Hemen “öteki” etiketini yapıştırır, yargılar, dışlar… Bu tavır, yalnızca farklı düşünen kişileri değil, çevresindeki herkesi baskı altına alır ve insanların nefes alabileceği özgür alanı daraltır. Oysa dünya; renkleri, inançları, düşünceleri ve kültürleriyle dev bir ebrû gibidir. Ebrûda renkler bir araya gelerek kendine has ve özgün bir bütün oluşturur. İşte insanların dünyası da böyledir. Farklılıklarımız, birlikte yaşama imkânımızı zenginleştirir. Dar görüşlülük ise bu çeşitliliği tek bir renge, hayatı tek bir kalıba indirgemeye çalışır. Bu “tek renk, tek kalıp” baskısı, hayatımızı bir kibrit kutusuna sığdırır…

Kendi zihnimizi sorgulamak, başkalarının haksızlıklarına katlanmak demek değildir. Bazen bir önyargıyı terk etmek, bazen bir ilişkiye sınır koymak, bazen de başkalarının farklılığına saygı göstermek gerekir. Asıl mesele, dünyanın bütün yükünü üstlenmek değil; hangi yükün hayata, hangisinin insan ilişkilerine, hangisinin kendi yargılarımıza ait olduğunu ayırt edebilmektir.

Dar görüşlü tutumlara, önyargılara ve farklılıklara ne kadar tahammülümüz var?

İnsan kendi zihninin sınırlarını sorgulamadan dünyayı genişletebilir mi?

 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.