DOLAR
48,7713
EURO
56,0537
ALTIN
6.865,89
BIST
13.284,42
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
26°C
İstanbul
26°C
Az Bulutlu
Pazartesi Parçalı Bulutlu
26°C
Salı Yağmurlu
20°C
Çarşamba Hafif Yağmurlu
18°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
21°C

AYAĞINA TAŞ MI DEĞSİN?

 

Düşünsenize yarın sabah mesela,

dünyadaki son sabahınızın olduğunu bilseydiniz,

yine geceyi uyuyarak mı geçirmek isterdiniz

bu savaşta?

 

Bir var oluş ve/ya yok oluş savaşında dünya ya savaş ya sıvış… Güçlü insanlar savaşır, zayıf ve kişiliksiz olanlar ise sıvışır, gider güçlü insanlara gönüllü köle olurlar. Öyle bir savaş ki ayağının daha yere basmadan ayağının altındakinin kaydırıldığı bir dünyada yaşıyoruz. Bu kirli savaşta sadece güvendiğin insanları yanına al ve onları sonuna kadar yanında götür…

Bu savaşta zaaflarını kullanarak insana her şeyi yaptırabilirsiniz. İnsanın en ince yanı, en ince halkası zaaflarıdır çünkü. Zaaflarından vurulur insan, orasından incinir; halkalar birer birer kopar, kırılır ve dağılır insanlar…

Bu savaşta sağlam bir bağışıklık sistemi olan insanlar ayakta kalır, diğerleri düşer ve bir daha kalkamazlar. Güçlü bir bağışıklık sistemi ‘evin dışında hayatın içinde’ öğrenilir, gelişir ve sağlamlaştırılır.

Bu manada ‘Ayağına taş değmesin!’ önermesi bir dua mı yoksa beddua mıdır? Fakat ayağına taş ve toprak değmeden, hayatın zorlukları ve darlıklarını görmeden ve yaşamadan nasıl öğrenecek ki çocuk! Ayağına taş değen çocuklar, bu hayatta daha başarılı oluyor…

İnsanın, bağışıklık sistemi içinde; biyolojik, psikolojik, sosyolojik ve felsefi bağışıklık gibi alt bağışıklık sistemleri de mevcut… Bağışıklık sistemi ‘evin dışında hayatın içinde’ öğrenilir, gelişir ve sağlamlaşır.

Hayata dair çalışma ve mücadele, hayatın tâ içinde, ana kucağında başlar, ailede, okulda, toplumun her alanında hayatın içinde kalarak mezara kadar devam eder. Doğumla başlar mezara kadar; diplomayı almayla değil.

İnsan devamlı çalışması mümkün olan bir özellikte yaratılmış bir varlıktır. İnsanın yorulan sadece bedenidir, beyni yorulmaz! Sayısal işlemlerle sol beyni yorulurken sağ beyin sözel işlemler yapmaya hazır olarak beklemektedir. Bu manada beyin çalışarak dinlenir.

Bu savaşta gökyüzü esastır ve bulutlar geçidir! Hiçbir bulut parçası gökyüzünde asılı kalmaz. İçimizdeki duygular gibidir bulutlar. Hüzün de sevinç de hayatın bir parçasıdır. İyi duygular gibi kötü duygular da gelip geçer, tıpkı bulutlar gibi. Ayaklar da bir yükselir, bir alçalmaz mı şu hayatta ölüme doğru yürüyorken? Her şey gelip geçer, tek bir kere gelen şey ise ölümdür; o sadece bir kere gelir ve bir daha gitmez. Yol aynıysa herkesle karşılaşırsın en sonunda, yolun sonunda…

Duygu durumu bulaşıcıdır; mutluluk da mutsuzluk da bulaşır, savaşmak da bulaşıcıdır, sıvışmak da. Kime nasıl bakıyorsan, o da sana öyle bakar; kimi nasıl görüyorsan, o da seni öyle görür. Bir var oluş ve/ya yok oluş savaşında kiminle olduğumuz, kime baktığınız veya kimin size baktığı bu noktada çok önemlidir. Aynaya bak, kendini gör; kendini gör ve aynaya bak… Kendin olduğunu göster ve herkese bulaşsın…

Sorun; bazen bekleyip hiçbir şey yapamamak, bazen de aceleyle basmakalıp iş yapmak… Bu noktada sen iyilere ve iyiliklere yaklaş… Ne der Behçet Necatigil: Ya ümitsizsiniz ya da ümit sizsiniz. Ya çaresizsiniz ya da çare sizsiniz… Bu savaşta er bozulursa, aile de bozulur; hatun bozulursa, millet de bozulur… Ve sapla samanı ayır daima; onlar anı, bunlar çöp! Onlar bizi tanımaz, biz de onları… Sen kendi hikâyeni, kendin yazabilensin bu savaşta…

Bir yenilik mücadelesi başlat bu savaşta! Yenilik! Her şeyi yeni baştan yeniler… Ve yenilik ‘öğrenebilirim’ ve ‘yapabilirim’ diyerek başlar. ‘Ben öğreniyorum, yapıyorum’ diyen değişir; diğerleri hep ninniyle halay çeker ve ninniyle halay, zurnayla peşrev çekilemez olduğunu da bilmezler… Onlar hep bir yerlerde kalır, geriye giderler. Ve hakkım hep yenildi diye şikâyet eder bu tutunamayanlar. İnsanlar başarı ve hedefe yakındayken çok uzak, uzaktayken de yakın gibiler…

İnsan insanın aynasıdır! Kişi, kendine dair bilgileri, muhatabının davranışlarında görür. Bir Fars atasözüydü sanıyorum, “Aynadaki görüntünü beğenmiyorsan; aynayı değil kendini değiştir. Niyetini düzeltirsen işin, işini düzeltirsen ahlakın, ahlakını düzeltirsen gittiğin yol, gittiğin yolu düzeltirsen de dünya düzelir.

Kim yolu gözünde büyütürse, yürüyüşü yavaşlar bu savaşta! Bir ömür koşarsın da yetiştiğin sadece nasibindir bu savaşta! Uğruna savaşılan para zehirli bir yılan gibidir, sütünü sağarken elini de ısırtmayacaksın bu savaşta… Mezarlıklar sakin insanlarla dolu bu savaşta!

Herkesin niyeti iyiyse, biz kötüyü kimden gördük bu savaşta? Kabuğun altındaki yaranın görüldüğü bir çağda, yaranın üstündeki kabuğu kim görebilecek acaba?

Düşünsenize yarın sabah mesela, dünyadaki son sabahınızın olduğunu bilseydiniz, yine geceyi uyuyarak mı geçirmek isterdiniz bu savaşta?

 

18.04.2022

 

 

ETİKETLER: , , , ,
Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.