Yüz nakliyle yeniden doğuş: Uğur Acar’ın 14 yıllık öyküsü ve Akdeniz Üniversitesi’ndeki yolculuğu hakkında çarpıcı bir biyografi ve umut dolu bir ilham kaynağı.

Antalya Manavgat Gebece köyünde henüz bir aylıkken evinde yanık geçiren Uğur Acar, 21 Ocak 2012’de Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde yüz nakliyle yeni bir döneme adım attı. Zaman hızlı geçti; yeni yüzüyle birlikte Acar, 14. yılını kutlamanın sevincini doktorlarıyla paylaştı. Pasta üzerindeki mumları üflerken, hayatının önceki ve şu anki halini karşılaştırıp teşekkürlerini iletti: “Hayatım siyah gibi başladığım dönemin yerine bugün kremalı bir beyazlık kattı.”
Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, yaşanan sürecin geldiği noktayı şöyle özetledi: 14 yılın aslında ne kadar hızlı aktığı. Yüz nakli serüveninin temel amacı sadece estetik değil, sosyal hayata yeniden katılabilmekti. 2010’da kol nakliyle başlayan serüven, dünyanın da sayılı örneklerinden biri olan çift kol naklini ve 2011’de dünyanın ilk rahim naklini kapsadı. 2012’de ise ilk tam yüz nakli gerçekleşti ve bu alanda karşılaşılan zorluklar, ekip çalışmasıyla aşıldı.
“İyi ki yapmışız” diyen Özkan, Uğur’un yeni hayatını değerlendirirken geçmişle şu an arasındaki farkı işaret etti: “Önceki hayatı siyah gibi olan birine karşı şimdi kremalı bir beyazlık.” Acar’ın sosyal evrimi, uzun süreli takipler ve immün baskılayıcı ilaçların etkileriyle birlikte ele alınıyor; yüz nakillerinin ömür boyu süren kontrollere ihtiyaç duyduğunu vurguladı.
DÜNYADA EN KISA ZAMANDA YAPILAN KLİNİK ifadelerini paylaşan Özkan, yüz naklinin başarıya ulaşması için cerrahi prensiplerin korunmasının ne denli önemli olduğunu belirtti. “Zenginden al fakire vermek gibi temel bir ilke üzerinden hareket ediyoruz. Yapılması halinde hastamızın yüzü, operasyon sonrası yaşanan olumsuzluklarda geriye düşebilir. Bu yüzden ömür boyu takip gerekiyor.”
Masaya yatırılan insanla kaldırılan insanın farklılığı ifadesiyle operasyondaki duyguları aktaran Özkan, Uğur’un eski ve yeni yüzünü aynı anda hissetmenin büyüleyici olduğunu söyledi. Ayrıca yapay organlar ve gelecekteki tıbbi yenilikler hakkında da görüşlerini paylaştı: yapay karaciğer, böbrek ve belki de yapay deri gibi alanlarda çalışmaları sürüyor.
“İnsanın tıp için yapacağı çok şey var” diyen Prof. Dr. Ömer Özkan, arenada geri adım atmadan ilerlemenin ve yeni projelerle hazırlıkların sürdürüldüğünü ifade etti. Böylece yüz nakillerinin sadece bir başlangıç olarak kalmaması, ilerleyen nesiller için umut olmaya devam edeceğini söyledi.
Uğur Acar ise ilk nakli geçirdiğinde 18 yaşında olduğunu, şimdi 32 olduğuna dikkat çekti ve 14 yılda hayatının köklerinden biri olan yüzüne yeniden kavuştuğunu belirtti. Üniversite çalışanı olarak meslek hayatına devam ederken, yüzünü bağışlayan kişinin kimliğiyle ilgili anıları ve teşekkürlerini paylaştı. “Yüzünü aldığım kişi 32 yaşındaydı; şu anda kendim de onun yaşındayım. Bundan dolayı çok mutluyum ve Ahmet Kaya ailesine de teşekkür etmek istiyorum.”
NAKİLDEN ÖNCE HAYATIM Uğur Acar, nakil öncesinde sosyal hayata girmenin zor olduğunu, iş bulma ve çalışma sürelerinde kısıtlamalar yaşadığını hatırlattı. Şu anda Akdeniz Üniversitesi’nde çalışan biri olarak, toplumun bakış açısının yıllar içinde olumlu yönde değiştiğini ve daha çok insanın kendini ifade edebildiğini belirtti. 14 yıldır süren yolculuğun sonunda, liseyi tamamlayıp sosyal hayatı daha aktif yaşamanın mutluluğunu paylaştı. “Türkiye’nin ilk yüz nakli olan kişi benim; belki bir gün evlilik yolunda da yeni adımlar atabilirim.”