Türkiye’nin savunma ve stratejisi 2035’e yol Haritası, küresel iş birliği ve güvenlik dinamikleriyle zenginleşen vizyoner bir bakış.

Güçlenmiş savunma kapasitesiyle hedeflerimizi netleştiriyoruz: 2030 yılı öncesinde savunma harcamalarımızın payını ?3,5 olarak belirlemek için adımlar attık; güvenlik ve dayanıklılık için ise harcamaların zaten %1,5 seviyesine yükseldiğini görüyoruz. Böylece 2035 hedefi için Lahey’de kararlaştırılan %5 bütçe payına, beş yıl öncesinden ulaşmayı planlıyoruz. Ülkemizin asıl başarısının savunma sanayindeki atılımlar olduğuna inanıyoruz; üretim ve ihracat kapasitesiyle dünyanın ilk 10 ülkesi arasına girme yolunda ilerliyoruz.
İttifak içinde üstlendiğimiz sorumluluklar ve bütçe desteği: 361’e yakın yetenek hedefinin hemen hemen tamamını, taahhüt edilen süreden önce üç yıl içinde yerine getirmeyi hedefliyoruz. Hava ve füze savunma alanında eksikliklerimizi giderme amacıyla Çelik Kubbe projesine 24 milyar dolarlık ek bütçe ayırdık. Avrupa’nın en büyük kara ordusuna sahip ülke olarak, ihtiyaç duyulan her aşamada ittifakın hizmetine katkı sunma azmiyle çalışıyoruz. Kosova, Karadeniz ve Baltıklar’daki operasyonlar ile müttefiklerin harekâtlarına önemli destek verdiğimizi görüyoruz. İnsansız Sistemler konusunda kararlı adımlarla, öngördüğümüz İnsansız Sistemlere Karşı Koyma Merkezi’ni NATO’ya akredite etmek istiyoruz; bu merkez, hava ve deniz drone tehditlerine karşı dayanıklılığımızı artıracaktır.
Geleceğe dair iki kritik vurgu: Birincisi, savunma sanayi ve genel savunma iş birliğinde müttefikler arasındaki kısıtlamaların azaltılması; bu mesajı Savunma Sanayi Forumu’nda endüstri ve hükümet temsilcileriyle paylaştık. İkincisi ise Avrupa’daki müttefiklerin, kıta savunmasında daha fazla sorumluluk üstlenmesiyle ittifakın bütünlüğünü ve transatlantik bağları güçlendirmektir. AB üyesi dostlarımıza sesleniyorum: güvenlik konularında synkronize bir yaklaşım, gereksiz tekrarlardan kaçınarak NATO ile uyumlu hareket etmekle en etkili sonuçları doğuracaktır. Birliğin savunmadaki çabaları ancak bu ortak çaba ve doğru kaynak paylaşımıyla değer kazanır; dışlayıcı tutumlar ise Avrupa’da istenmeyen bölünmelere yol açabilir.
Ukrayna ve bölgesel sorunlarda ortak yaklaşım: Ukrayna’ya karşı bağımsız envanterlerimizden ek destek sunmaya devam edeceğiz; ayrıca Rusya’yı barışçıl çözümlere yönlendirmek amacıyla iletişim kanallarını aktif kullanıyoruz. İran krizinin çözümü için gereken adımlara katkıda bulunmayı sürdürecek; Hürmüz Boğazı’ndaki mayın temizliği için gerekli destekleri sağlayacağız. Türkiye’yi hedef alan füzelere karşı NATO’nun hava savunma unsurlarına duyulan ihtiyacı karşılamak üzere Almanya ve İtalya başta olmak üzere bazı ülkelerden ek bataryalar konuşlandırılması için teşekkürlerimizi iletiyoruz.
İstanbul İşbirliği Girişimi ve Orta Doğu barışı: Girişim ortaklarımızın bugün aramızda bulunması, bölgesel istikrar için önemlidir. İki devletli çözümün Orta Doğu’da kalıcı barışın anahtarı olduğuna inanıyoruz ve Gazze ile Lübnan’da sükûnetin sağlanması için ortak sorumluluğumuzun farkındayız. Terörle mücadelede dayanışmayı sürdürme kararlılığımızı yinelerken, Ankara Zirvesi’nin hayırlı sonuçlar doğurması için hazırlık sürecinde emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz.