DOLAR
50,0475
EURO
56,2452
ALTIN
6.621,08
BIST
11.379,31
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Hafif Yağmurlu
12°C
İstanbul
12°C
Hafif Yağmurlu
Cuma Az Bulutlu
12°C
Cumartesi Az Bulutlu
12°C
Pazar Az Bulutlu
10°C
Pazartesi Açık
13°C

TÜRKİYE VE DERİN SİYASET!                     _ 1 / 2

29.01.2026 22:54 | Son Güncellenme: 29.01.2026 23:14
A+
A-

 

 TÜRKİYE NEREDE DURUYOR?

  

 

Türkiye,

Batı’dan öğrendiklerini Doğu’ya,

Doğu’dan öğrendiklerini ise batıya öğreten;

kıtalar arasında bir köprü devlet,

tahterevalli gibi bir denge ülke.

 

Dünya değişiyor: Felsefe ve inanç değişiyor, bilgi ve teknoloji değişiyor, insan ve davranışları değişiyor, savaş ve silah değişiyor, haber ve medya değişiyor… Bu stratejik değişim sürecinde fırsatlar ve riskler herkese eşit gelirken ancak herkes adil bir şekilde bu fırsatları değerlendirir. Herkese bilgi aynı gelse de herkes kendi kapasitesine göre bilgiyi okur, düşünür, anlar ve yorumlar. Bu, stratejik düşünebilen aklın analitik düşünebilme derinliği gösterir.

Bazıları bölgedeki muhtemel olaylar konusunda Türkiye’ye meydan okuyor! Artık Türkiye onlara; “Siz bizi bırakın. Siz ne olacağınızın hesabını yapın” diyor. Bu kadar net! Türkiye, Batı’dan öğrendiklerini Doğu’ya, Doğu’dan öğrendiklerini ise batıya öğreten; kıtalar arasında bir köprü devlet, tahterevalli gibi bir denge ülke. Türkiye, Avrupa Birliği sürecinde öğrendiklerini, Türk ve Arap dünyasını birleştirme, Afrika’yı bir arada tutma konusunda kullanırken bulunduğu coğrafyada yüz yıllardır devam eden çatışma sürecinden edindiği bilgeliğini, kadim bilgileriyle birleştirerek Batı’nın çatıştığı bölgelerde barışı sağlamak için mentorlukta kullanıyor. Ve böylece kıtalar arasında fiziksel olarak köprü olduğu gibi bilgeliğiyle de köprü oluyor. Dünyanın merkezinde olan Türkiye hem batı ile doğuyu hem kuzey ile güneyi bir dengede tutarak bir kırmızı-beyaz şemsiye görevi yapıyor. Kadim devletlerin ruhu Türkiye olarak yeniden diriliyor!

Masada olmayanların menüde olduğu, büyük balıkların küçük balıkları yuttuğu bir dönemdeyiz. Masada olabilmek için çok yönlü, çok boyutlu, çok derinlikli olarak, küçük balıkların birleşerek büyük güç oluşturması lazım. Dünyanın bir tarafında güçlüler dağılırken öbür tarafında zayıflar birleşiyor. Böyle kritik bir durumda bazı devletler, devletlerdeki bazı kurumlar, yirmi birinci yüzyılın ‘yetkin ve erdemli insan’ vizyonuyla hareket etmeleri gerekir. Çünkü bazı devletler, devletlerdeki bazı kurumlar masaj salonlarına benzerler. Eğer burada işler iyi gitmiyorsa yatakları değiştirmekle işler yoluna girmez, çalışanlarında ‘yetkin ve erdemli insan’ ile tümden değiştirilmesi gerekir.

Akıllı insanlar, öldürmekle dünyada sorunların bitmeyeceğini nihayet anladı. 2050’lerde dünya nüfusu on milyon. Beş milyonunun Müslüman nüfusu olması tahmin ediliyor. Egemenlerin dünkü hesabının tersine döndüğünü net görüyorlar.

 

Amerika, geçen yüzyılda Ortadoğu’da dengeyi İran- İsrail üzerine kurmuştu. On dokuzuncu yüzyılda buradaki en büyük problem İsrail-Arap savaşlarıydı ve savaşlarda Araplar yenildi. İsrail-Arap problemi varken İran’da bir darbe gerçekleştirildi; problemin yönü İran-Arap problemine dönerken İsrail aradan sıyrılıp çıkarıldı. İran’da Humeyni devrimi aslında budur. Ve mezhepler savaşı başlatıldı: Şia-Sünni… Bu bölgede İran ve İsrail üzerinden bir oyun kuruluyordu.

Türkiye ise 15 Temmuz sonrası Arap ve Türk dünyasıyla ve diğer dünya ve bölge devletleriyle bir birleşerek güç oluşturma ve masada yer alma siyaseti içine girdi. Bölgede barış ve birleşmeler olunca egemenlerin planları yavaş yavaş çökmeye başladı. Petrol-dolar-altın evliliği, petrol-Yuan-altın evliliğine evrilirken yirmi birinci yüzyıl tarihini belirleyen en önemli olaylardan biri, 7 Ekim Aksa Tufanı dünyayı ateşe verdi. Dünya uyandı, devletler uyandı ve özellikle halkı Müslüman ülkeler uyandı, uyandırıldı. Tarihi sorgulamalar başladı, dini sorgulamalar başladı, mezhepsel sorgulamalar başladı… İran içine kapandı, İsrail’in sınırları çizildi, Filistin devleti tanındı! Aksa Tufanı, bölgenin jeopolitiğini değiştirmek için tasarlanıp planlanmış sıra dışı bir harekât olarak görülmektedir.

 

Peki Türkiye nerede duruyor? Türkiye doğu ile batı, kuzey ile güney arasında bir kesişim noktasında önemli bir köprü vazifesi görüyor. Türkiye bu köprü noktasında büyük risklerle beraber büyük bir fırsat potansiyelini de bünyesinde barındırıyor. Türkiye, tarihi geniş görüşlülük ve tarihin yüklediği görevle, bu küresel ve bölgesel kartları büyük devlet aklıyla yerinde, zamanında ve doğru oynarsa vazgeçilemez bir aktör ve küresel bir oyuncu haline gelir ve bu yolda adım adım yürüyor da. Hatta bu yönüyle Türkiye, bir tahterevalli gibi doğu ile batıyı, kuzey ile güneyi bir dengede tutuyor. Türkiye son elli yılın özellikle ikinci yarısında ciddi bir muhatap haline geldiğini özellikle Ukrayna savaşıyla çok daha net görüyoruz. Türkiye yüzyılıyla, dördüncü bölgesel kuruluşu olan Türk Devletler Teşkilatı’yla da bu etkinliğin zirveye ulaşacağı aşikârdır. Türkiye, tarihinden gelen derin kodlarıyla Asya’da, Afrika’da, Balkanlarda, Akdeniz bölgesinde, Arap ülkelerinde, Karadeniz’in kuzeyinde etkin bir söz sahibi, bölgesel bağımsız bir güç olduğu görülmektedir. Bu durum diğer güç adaklarının takibindedir. Bildiğimiz en belirgin haliyle Libya ve Karabağ’dan sonra Suriye bunun en somut örneğidir.

Türkiye, yön veren, dengeleyen, oyun kuran lokomotif lider ülke konumundadır. Bu dönüşümü özellikle Karadeniz dengesinde (Ukrayna savaşı), Orta Doğu, Afrika ve Avrasya’da arabulucu rolünde, Türk Devletleri Teşkilatı’nın kurumsallaştırılmasında, savaş ve silah teknolojisindeki gelişimlerde net olarak görülmektedir. Türkiye, kadim tarihinden gelen stratejik aklı, stratejik hafızası, stratejik sabrı; analitik düşünme kabiliyeti, stratejik yönetim becerisi ile, bulunduğu coğrafyada dünya barışına artı bir değer katmaktadır.

 

DEVAM EDİYOR…

 

 

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.