Saat tutkusu, Doktor Savran’ın elinde bebeğin mikroskobu, zamanın dokusu ve hobi aşkını büyüleyici bir yolculuğa dönüştürüyor.

İzmir’de yaşayan Savran, çocukluğundan beri mekanik kol saatlerine karşı özel bir ilgi duymuş. Dededen kalan hediye saatler, onun için zamanla ilgili merakın ilk adımı oldu. Gençlik yıllarında babasının Eskişehir’deki marangoz atölyesinde geçirdiği vakitler, onun saatlerle ilişkisini pekiştirdi; haftalık olarak topladığı saatleri biriktirir, küçük tamirler yapardı.
Lise çağlarında cerrahi yolculuğa çıkmaya karar veren Savran, 2008 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. Uzmanlıklarını İzmir’deki iki farklı kurumda tamamladı: Omuz ve el cerrahisi alanında olmadan önce ortopedi bölümünde, sonra el cerrahisi üzerine yoğunlaştı. Üniversite yıllarında mıknatıslı parçalarla uğraşırken; saatleri söküp bakımlarıyla uğraşmasının, mesleğine olumlu yansıdığını gördü.
Ameliyatlar öncesi ellerini güçlendirmek amacıyla kendi yaptığı saat tamirleri, onun için bir tür pratik egzersiz haline geldi. Özel ekipmanlarla çalışmayı gerektiren bu süreçte, gözlük ve mikroskop gibi aletler en yakın yardımcıları oldu. Savran’ın toplamda 700 adet kol saati koleksiyonu var; bu koleksiyonunu müzayedelerden ve internetten elde ettiği parçalarla zenginleştiriyor.
El antrenmanı şart sloganıyla hareket eden Opr. Dr. Ahmet Savran, koleksiyonundaki 1850 yılına ait cep saatini ve dedesinden kalan mekanik kol saati gibi değerli parçaları paylaşıyor. “Cerrahların mutlaka el antrenmanı yapması gerekir” sözleriyle el becerisinin yaşla değil, düzenli pratikle korunduğunu vurguluyor. Resim ve geometrik şekillerin çizilmesinin bile el becerisini canlı tuttuğunu belirtiyor; saat bakımı ve mikro cerrahi arasındaki paralelliğe dikkat çekiyor.
Günümüzün operasyonlarında da benzer bir odakla çalıştığını ifade ediyor: “Saat çalışıyorken bazı tamiratları yapmak, ameliyatta da geçerli olan ince baskı ve odaklanmayı gerektiriyor.” Savran, yaş ilerledikçe el becerisini kaybetme korkusunu aşmak için mikro işlere yöneldiğini ve bu hobinin ona psikolojik bir denge sağladığını belirtiyor. Gözlüklerini kullanarak bakımlarını sürdürmesi, ameliyathanelerdeki hissi anımsatıyor.
Geleceğe dair planlarını da paylaşan Savran, bir saat müzesi açmayı arzuluyor. Türkiye’de saat sevgisinin daha da gelişmesi için çalışmalarını sürdürmek istiyor ve bu hedef için zamana ihtiyaç duyduğunu ekliyor.