Ramazan’da esnek menü yaklaşımıyla israfı ve aşırı tüketimi önleyen restoran uygulamalarıyla sürdürülebilir tüketim ve lezzetli çözümler sunuyor.

Ramazan öncesi restoranlar iftar ve sahur hazırlıklarını yeniden tasarlıyor. Artan maliyetler ve değişen tüketici davranışları, menü planlamalarında daha çok esnekliğe ihtiyaç olduğunu gösteriyor. Fiks menülerin yerine, müşterinin talebine göre şekillenen porsiyonlar hem sağlık hem israf açısından daha uygun bulunuyor. Bu konuyu Nihat Bingöl ve şef Emircan Canatar ile konuştuk; Bingöl, fiks menülerin masaya zararlı sürprizler çıkarabildiğini ifade ederken, kendi restoranında siparişe göre hizmet modelini uyguladıklarını anlatıyor. İftar saatlerinde sınırlı ve müşterinin isteğine göre gelenürünler ile israfı azaltmayı hedefliyoruz.
Gıda israfı konusunda konuşan Bingöl, Türkiye’de yıllık yaklaşık 23 milyon ton gıda israfının ekonomik ve manevi kayıplara yol açtığını belirtiyor. Ev ve dışarıda restoranlarda israfın en yoğun olduğu alanlar arasında olduğuna dikkat çekiyor ve porsiyonları daha kontrollü hale getirmenin bu kaybı azaltmada kritik rol oynayacağını vurguluyor. İsrafı önlemek için müşteri talebine uygun porsiyonlar ve cesur servis modelleri gerektiğini savunuyor.
Ramazan’ın kış mevsimine denk gelmesi menü tercihlerinde de değişiklik yaratıyor. Bingöl, daha geleneksel çorba ve şerbetli tatlıların öne çıktığını, paket servis talebinin ise geçmişe göre belirgin şekilde arttığını söylüyor. Paket servisler sayesinde iftar saatlerinde müşterilere sokağa çıkmadan sıcak yemekler ulaştırılabiliyor ve gün boyu siparişler alınabiliyor.
Geçen yıla kıyasla bu Ramazan için fiyat aralığının artması bekleniyor. A sınıfı restoranlarda Ramazan menüsünün 2.500 ile 5.500 lira arasında bir maliyet yaratacağını öngören Bingöl, bunun yaklaşık yüzde 20 civarında bir fiyat artışına denk gelebileceğini belirtiyor.
Restoran sahipleri ve şefler, Ramazan’ın felsefesine uygun davranmayı sürdürürken müşterilere aşırı yüklenmeden hizmet etmek gerektiğini ifade ediyor. Canatar, müşteriye zorunlu fiks bir menü sunmanın yerine yarı fiks bir model geliştirdiklerini anlatıyor. Bu modelde, başlangıçtan ana yemeğe, tatlı ve içeceklere kadar belirli bir çerçeve var; ancak misafirler istedikleri ürünleri seçebiliyor veya hiç ürün talep etmeyebiliyor. Böylece müşterinin talebine uygun bir menü oluşturulmuş oluyor.
Canatar ayrıca Ramazan sahurunun manevi yönünü de önemsiyor. Sahurda bile hizmet veren işletmelerin, müşterileri geç saatlere kadar ağırladığını ve bu sayede evdeki deneyimi desteklediğini ifade ediyor. Bu yaklaşım, müşteri memnuniyetini artırırken arz talep dengesinin sürdürülebilir kalmasına katkı sağlıyor.