Pinokyo.exe: Teknolojiyle dokunan yalnızlığı, dansla yeniden insanlığı arayan dokunaklı bir yolculuk. Yeniden bağ kurmanın gücüyle.

İstanbul Devlet Opera ve Balesi Modern Dans Topluluğu’nun son üretimi, yalnızlığın yoğunluğunu modern bir masalla buluşturuyor. Geppetto Usta’nın günlerini televizyonla süslediği, yalnızlıkla ördüğü yaşamında reklam kapısını duyduğu an, kendini yeniden tasarlamaya dair bir fikirle karşılaşıyoruz: Pinokyo. Ancak bu Pinokyo, plastikten ve koda dönüşmüş bir çocuk; duyguların sıcaklığını arayan bir varlık olarak sahneye çıkıyor. İnsanlığın hangi sınırda kaldığını sorgularken, gerçekliğin ve hikâyelerin nasıl evrildiğini dans diliyle gözler önüne seriyor.
Kırılganlığın hikâyesi koreograf Erika Silgoner’in kaleminden, Collodi’nin klasik masalını günümüze taşıyan bu yapıt, yalnız bir insan ile yapay bir çocuk arasındaki dokunaklı ve umut dolu ilişkiyi merkezine alıyor. Distopik bir masal yansıyor sahnede: Gelecekte insanın yalnızlığa mahkum edilebileceği ve bu yalnızlığı yapay öğelerin doldurabileceği fikri, temposuyla ve hareketin estetiğiyle çarpıcı bir şekilde işleniyor. Dans, bu sorunun cevabını ararken, insan olmanın özüne dair eski ve yeni yanıtları bir araya getiriyor.
Seyirciye teselli başlığıyla karşımıza çıkan performans, içsel sıkıntılardan umuda uzanan bir yolculuk sunuyor. Umutsuzlukla başlayan anlatı, izleyiciyi neşeye ve içtenliğe taşıyor; toplumsal değerleri sorgulayan kurgusu, insani sıcaklığın önemini bir kez daha hatırlatıyor. Dansçıların uyumu ve müziğin uyumuyla bu karanlık masal bile olsa bir peri masalına dönüşüyor; seyirciye sükûn ve umut dağıtıyor. Pinokyo rolünü üstlenen Demet Aksular’ın performansı ise sahnede adeta bir rehberlik yapıyor: İçtenliğiyle seyirciye teselli sunuyor ve gösteri boyunca masalsı bir güven veriyor.
“Pinokyo.exe”, 3 Şubat ile 6 Şubat arasında Süreyya Opera Sahnesi’nde izleyiciyle buluşacak. 2026 yılında çocuklar nasıl hareket ediyor sorusuna yanıt arayan koreografi, Pinokyo’nun hareketlerini yalnızca kukla gibi değil, bedenin her eklemini kullanarak yeniden tasarlıyor. Böylece teknolojiyle büyüyen çocukların, ekran karşısında nasıl hareket ettiğini ve hareket etmenin aslında nasıl bir özgürleşme olduğunu düşündürüyor. Ebeveynler için de bir uyarı ve rehber niteliği taşıyan bu eser, teknolojinin faydaları ile riskleri arasındaki ince dengeye dikkat çekiyor.