Manevi ve maddi tazminatlar, sigorta ve kişilik hakları üzerindeki etkileri; tazminat türleri, hesaplama yöntemleri ve hukuki sonuçlar kısa ve öz şekilde anlatılır.

Ömür boyu yenileme güvencesi sunan özel sağlık sigortası sonrası teşhis konulan PNH hastalığı, Ahmet P.’nin hayati tehlike yaratmasıyla sigorta şirketinin masrafları karşılamaması noktasında bir dava açmasına yol açtı. Mahkeme, sigortadan talep edilen maddi tazminatta 17 bin 715 euro lehine karar verdi. Uzmanlar, Avrupa ülkeleri ya da ABD’de çok daha yüksek tazminatların görülebileceğini, Türkiye’de ise Türk Borçlar Kanunu ile Yargıtay içtihatlarındaki sefepsiz zenginleşme prensibi nedeniyle rakamların genelde düşük kaldığını ifade ediyorlar.
Avukat Dilek Yüksel, manevi tazminatın amacının mağduru zengin etmek olmadığını, yaşanan acının bir kısmını hafifletmek ve huzuru yeniden kurmak olduğunu belirtiyor. Manevi tazminat, kişilik haklarının ihlali sonucu doğan zararların telafisini sağlar ve hakimin takdir yetkisi bu noktada belirleyicidir.
Caydırıcılık konusu da ön planda. Yüksel, tazminat miktarını belirlerken hakimin geniş takdir yetkisini kullanabildiğini; olayın şekli, mağdurun yaşı ve sosyoekonomik durumu gibi pek çok faktörün karar üzerinde etkili olduğunu vurguluyor.
Kültürel farklar da tazminat miktarını etkileyen unsurlar arasında. Yüksel, ABD gibi bireyci toplumlar ile Japonya gibi kolektivist yapılar arasındaki bakış açılarının manevi tazminat üzerinde farklı etkiler yarattığını ifade ediyor. Türkiye’de ise zarara uğrayanın öç almak amacı güdülmemesi, öç duygusunun tatmin edilmesinin hedef olduğuna dair bir bakış hakim.
Maddi tazminat ise somut zararları hedefler ve hesaplama bilirkişileri aracılığıyla belirlenir. Yaş, cinsiyet, gelir, kusur payı ve maluliyet gibi kriterler dikkate alınır; kararlar Yargıtay içtihatlarıyla netleşen hesaplama yöntemleriyle uygulanır.
Ölçüt nedir? Avukat Sinan Civriz’e göre bilirkişi raporu önemli bir delildir; ancak hakim tüm delilleri birlikte değerlendirir ve manevi tazminat tarafların sosyal-ekonomik durumunu, ihlalin niteliğini ve zararın ağırlığını gözeterek belirlenir. Amerika’da bazı ülkelerde manevi tazminatlar yaşam boyu geçimi sağlayabilirken Türkiye’de temel amaç zararın manevi tatminiyle sınırlı kalmaktır.
ABD örnekleri arasında Colorado’da travmatik beyin hasarı sonrası rehabilitasyonu reddeden sigorta şirketine 145 milyon dolarlık tazminat kararının verildiği durum dikkat çekiyor. Ayrıca Liebeck-McDonald’s Davası, kahve yüzünden ağır yanıklar yaşayan bir olayı simgeleyerek büyük miktarlarda tazminat kararlarına yol açtı. 10 bin dolar teklifine karşı 100 milyon dolarlık cezai tazminatla sonuçlanan davalar da kamuoyunda büyük yankı uyandırdı.
Çevre felaketleri bağlamında ise BP’nin 2010 Mezzi Körfezi sızıntısı için görülen uzlaşmalar ve toplam cezalar dahilinde ciddi bir finansal sonuç doğurmuştur; hükümetle olan uzlaşmalar yaklaşık 20.8 milyar dolar, toplam cezalar ise yaklaşık 60 milyar dolar olarak kayıtlara geçmiştir. Bu örnekler, ABD hukukunun zarar ile cezalandırmayı bir arada hedef alabileceğini göstermektedir.