Kökler ve Kitaplar Arasında İnsanlığın Hafızası: Engin Beyaz ve Şükrü Karakuş’un sergi diliyle geçmişle bugün arasında derin bir yolculuk.

İnsanın köklerine ve bilginin derinliklerine doğru bir yolculuk sunan bu sergi, biyolojik ve kültürel bir zeminin parçalarını yeniden okumaya çağırıyor. Toprağın altındaki yaşamla yüzleşirken, insanlık tarihinin ayakta kalmasını sağlayan köklerin ve bilgilerin ortak dilini izliyoruz.
Şükrü Karakuş’un bitkileri, yaprakları ve kökleri hafızanın izlerini taşıyan unsurlarla buluşuyor; her çizgi ve her damar, varlığın sessiz ama direngen sürekliliğini fısıldıyor. Bu görseller, toprakla insan arasındaki görünmez bağları ifade ederken, belleğin biçilmiş kırıntılarını da gün yüzüne çıkarıyor.
Engin Beyaz ise minyatür kitaplardan kurduğu kendi evreninde farklı bir kök önerisi sunuyor: Bilginin kökleri. Okumanın, merakın ve öğrenmenin, insanı zamandan ve karanlıktan kurtaran güçlerini hatırlattığı bu dünyada, yüzlerce küçük kitap bir araya gelip tek bir form oluşturuyor. Kolektif bir bilince dönüşen bireysel hafıza, okunmuş sayfaların ve dokunulmuş sayfaların arasındaki gerilimi yansıtıyor.
Biri toprağa, diğeri sayfalara tutunuyor; bu iki tutunma ise aynı mesajı paylaşıyor: İnsan köksüz kaldığında dağılır ve sessizliğe karışır.