Sonsuz akış içinde kaybolan eşyalarla Şey Heykeli ve konveyörün büyülü hikâyesi; hafızamızda iz bırakan bir keşif yolculuğu.

Eskişehir Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik-Heykel Bölümü mezunu Öztürk, bu sergide unutulan eşyaların hafızasına dönüyor. Merkezde yer alan konveyör adı verilen bagaj taşıma bandı; hayattan gelen akışın simgesi gibi, sonsuz bir hareketi andırıyor. Ancak üzerinde unutulan objeler bu akışı kırıp, hikâyeyi yarım bırakıyorlar. Biz de Şey adlı heykeliyle bu klişeyi bozuyor; eşyaların ve taşıdıkları anıların özgürlüğe kavuşmasına olanak tanıyoruz.
Sanatçının çalışmalarını, kayıp bagajların kayda değer hafızaları olarak nitelendirmesi bu serginin temel fikrini oluşturuyor. Şey adlı heykelin izleri, yolculuğun izini sürüyor ve akışın rotasını değiştirme gücünü gösteriyor. Bant hâlâ eşyaları taşıdıkça, onların hikâyeleri de farklı yönlere sapıyor.
Havalimanı yolcularının yürüyüş verileri, Şey heykeline ilham kaynağı oluyor. Eserde, akışkan paslanmaz çelikten üretilmiş bir kurdele, takip ettiğimiz yolları haritalıyor ve hatırlamanın evrensel sembolü olan düğüm biçiminde kendini gösteriyor. Heykelin etrafına yerleştirilmiş hafif, asılı öğeler ise dolaşımdan kopmuş nesneleri ve yarım kalmış hikâyeleri hatırlatıyor.