Kalpten söylenen bir şarkının büyülü dünyasına yolculuk: müzik aşkı, nostalji ve unutulmaz anılarla dolu bir hikâye.

Hayatta tutunmaya çalışan iki orta yaşlı müzisyen, Mike Sardina ve Claire Stingl, ünlü şarkıların taklitleriyle para kazanıyorlar. 1980’lerin sonlarında yolları kesişen bu çift, müziğe olan tutkuları ve birbirlerine olan güvenleriyle güç buluyorlar. Evleniyorlar, Lightning & Thunder adında bir grup kuruyorlar ve Neil Diamond şarkılarını kendi yorumlarıyla seslendirmeye başlıyorlar. Böylece 1990’ların ikonlarından biri olarak Amerika’da dikkat çekmeyi başarıyorlar. Mike’ın vefatı ardından 2008’de Greg Kohs, belgesel Song Sung Blue ile çiftin öyküsünü daha geniş kitlelere ulaştırıyor. Craig Brewer’ın yazıp yönettiği Kalpten Söylenen Bir Şarkı, bu belgeselin ilham kaynağı olarak karşımıza çıkıyor.
Filme öncelikle Mike ile tanışıyoruz. Vietnam gazisi olan Mike, alkol sorununu müzikle aşmayı başarmış. Claire ise kuaförlükten çok müziğe yönelerek hayatını sürdürmek istiyor. İki sıradan insanın ortak hayalleri, birlikte bir ekip kurmalarını sağlıyor ve farklı zorluklar karşısında birbirlerine destek oluyorlar. Film, yalnızca bir grubun kurulması üzerinden ilerlemiyor; Claire’e gelen talihsiz bir kaza, bu çiftin yaşamında önemli bir dönüm noktası oluşturuyor. Bu yönüyle Kalpten Söylenen Bir Şarkı, iniş çıkışlarla dolu dramatik bir akışa sahip olsa da genel anlamda umut veren bir belgesel hissi veriyor.
Nostalji satıyor başlığı altında filmin öne çıkan özelliğini vurguluyor. Eski Neil Diamond şarkılarının yeniden yorumlanması, Lightning & Thunder grubunu adeta ulusal gündemin merkezine taşıyor. Nostalji hissinin ticari başarısı, Mike ve Claire’nin öyküsüyle paralel olarak halkın geçmişe dokunma arzusunu tetikliyor. Mike’ın şarkı seçimi ise sürpriz bir detay: Diamond’ın Sweet Caroline gibi bilindik parçalar yerine daha az bilinen Solomon gibi parçaları tercih ediyor; bu tercih, filme zarif bir dokunuş katıyor, fakat ana tema olan yolculuğu körüklemek için klişelere teslim olmuyor.
Filmde Hugh Jackman ve Kate Hudson’ın seslendirdiği tüm şarkılar canlı performans etkisini yaratıyor; bu yönüyle adeta konser havasını izleyiciye taşıyor. Gerçek Claire’in varlığı da perdenin arkasında önemli bir gerçeklik sunuyor.
25 sene sonra Oscar yarışında, Kate Hudson Almost Famousten sonra “Kalpten Söylenen Bir Şarkı” ile geri dönüyor ve Altın Küre ile Oscar’da En İyi Kadın Oyuncu adaylıklarıyla yeniden dikkat çekiyor. 2001’de Altın Küre’de En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülünü kazanan Hudson, Oscar’da yüzünü güldürememişti. Bu kez, film sayesinde iki ödül töreninde de adaylık elde ediyor. Hudson’ın samimi, motivasyon verici performansı, izleyiciye sıcak ve kapsayıcı bir tablo sunuyor. Ancak ödüller beklenen sonuçları getirmese de Claire Sardina rolü, Hudson’ın kariyerinin dönemsel olarak aydınlanan anlarından biri olarak sinemada kalıcı bir iz bırakıyor.