Jeopolitik gerginlikler, Fed kararları ve altın fiyatlarını etkileyen faktörleri analiz ediyor; riskler, fırsatlar ve yatırım stratejileri için kapsamlı bir bakış.

Küresel ölçekte süren jeopolitik riskler ve ABD hükümetinin Grönland konusundaki ısrarı, Avrupa ülkeleriyle bu konu üzerinden artan gerilimi beraberinde getiriyor. Fed’in gevşeme yönündeki beklentilerde önemli bir değişiklik olmaması ise dolar üzerinde baskıyı sürdürerek, değerli metallere yönelik talebi destekliyor. Ayrıca ABD federal hükümetinin kısmen de olsa yeniden kapanma ihtimali ve Çin’deki talep hareketleri de fiyatları etkileyen etmenler arasında yer alıyor.
Altının onsu, 2023’ten gelen güçlü performansı bu yıl Ocak ayında da sürdürdü. Başlangıçta 4.313 dolar seviyesinde açan ons, gelişmelerin etkisiyle 5.598 dolara kadar yükseldi; ancak ayın sonunda görülen kar satışları ile %10,13 oranında geriledi. Yine de Ocak boyunca yatırımcısına çift haneli getiri sunan altın, son 16 yılın en iyi aylık performansını kayda geçirdi. Altında görülen yükseliş çok sayıda faktörün birleşiminden kaynaklanıyor.
Yatırımcılar, devlet tahvilleri ve para birimlerinden kaçış eğilimini sürdürdükçe dolar üzerinde baskı artarken, bu durum güvenli liman arayışını artırıyor ve altını daha cazip hale getiriyor. Jeopolitik risklerin yükselişi, Fed’in bağımsızlık endişeleri ve ABD’nin ticaret politikalarına bağlı olarak doların değer kaybetmesiyle altın talebini destekliyor. Bu dinamikler, 2024 yılında da altın fiyatlarını yukarı yönlü itmeye devam ediyor.
“Devlet tahvilleri ve para birimlerinden uzaklaşma” olarak nitelendirilen trend, yatırımcıların riskten korunma amacıyla güvenli liman varlıklarına yönelmesini tetikledi. Saxo Capital Emtia Strateji Başkanı Ole Hansen, “debasement trade” adı verilen bu eğilimin, doların zayıflamasıyla güç kazandığını ifade ediyor. Politika belirsizliği ve kapanma ihtimali ise dolar üzerinde baskıyı sürdürdü ve endüstriyel gümüş talebinin düşmeye başlamasıyla yatırımcılar altına yöneldi.
ABD’nin iç politikasındaki belirsizlikler, talebin artmasına katkı sağladı. Kapasite ve mali yükün artmasıyla sermayenin farklı taraflara kayması, doların değer kaybetmesine ve altının güvenli liman olarak cazibesinin artmasına yol açtı. Hansen, jeopolitik belirsizliğin yüksek seviyede kalmaya devam edeceğini ve enflasyon kaygılarının politikaların sürekliliğini etkilediğini belirtti. Bu durum, global hisse senedi dinamiklerini de etkileyerek gelişmekte olan piyasalara yönelen sermayeyi güçlendirdi.
ABD’de politika belirsizliğinin talebi tetiklediği yönünde görüşler, altın fiyatlarını zorlayıcı unsurlar olarak öne çıkıyor. Capital Economics İklim ve Emtia Ekonomisti Hamad Hussain, “adeta mükemmel bir fırtına” olarak tanımlanan bu birleşimin altın fiyatlarını desteklediğini söylüyor. Doların son dört yılın en düşük seviyesine gerilemesiyle birlikte, Grönland ve İran tehditleriyle artan jeopolitik riskler altına olan talebi artırıyor. Hussain ayrıca ABD politik belirsizliğinin de talebi güçlendirdiğini ifade ediyor ve yakın vadede yükseliş eğiliminin sürebileceğini vurguluyor.