İstanbul’un Fethi ile Ramazan Bayramı’nın anlamını bir araya getirerek tarihi bir yolculuk ve dini coşku arasındaki bağları vurgulayan derin bir anlatı.

İstanbullular, sizlere en içten selamlarımı iletirken, Anadolu’nun dört bir yanından gelen tüm vatandaşlara da sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Bugün burada, İstanbul’un fethinin 573. yıl dönümünü anarken, 570 yıl önceki kutlama coşkusunu da hatırlıyoruz. Allah’ın izniyle, Kurban Bayramı’nı da en içten dileklerle karşılıyoruz; umarım bu bayram, sizler için, şehir için ve dünya için barış ve kardeşlikle çoğalsın. Anadolu’nun ve dünyanın her köşesindeki çocukların yüzlerinde tebessüm olsun; onların sevincine ortak olmak, bizim için en anlamlı bayram provasıdır. Bayram günlerinde yardımlaşma ve dayanışma ruhu zirveye ulaşır; dostluklar güç kazanır ve birlik beraberlik pekişir. Bu dönemde muhtaç olanların kapısını çalmak, öksüz ve yetimlerin elini tutmak gibi hayırlı hareketler daha çok hissedilir. Böyle zamanlarda gönüllü kuruluşlar ve hayırseverler, milletimizin merhamet ve şefkatini dünyanın dört yanına ulaştırır; onların emektar çalışmaları için dualarımız ve desteklerimiz sürer. Hac ibadetini yerine getirmek üzere kutsal topraklarda olan kardeşlerimizin ibadetlerinin kabul olması için dua ediyoruz ve Fatih’in yolundan yürümenin sünnetine bağlı kalıyoruz. Bu mübarek günlerin hatırına mazlum coğrafyalar için barış ve huzur diliyorum. İstanbul’un bugün karşımda durduğunu görmek, bu şehirdeki insanların gücü ve azmiyle bir arada olmanın sevincini getiriyor. Fetiha’nın bu yıl da tebessüm ettirdiği kahramanları, gençleri ve kahraman komutanları rahmetle anıyorum. Şanlı bir dönemin simgesi olan bu şehir için dualarımızı eksik etmiyoruz; ezanlar ve bayraklar gökyüzünde gururla dalgalansın istiyoruz. Fethi taçlandıran bu anı, düşmana güven veren bir itiraz olmak yerine, hak ve adaletin, barışın ve insan haklarının sonsuz ışığı olarak görmeliyiz. Halil İnalcık’ın sözleriyle de ifade edildiği gibi, 1451’den beri bu şehrin tek hedefi, zaferden çok, diplomasi, teknoloji ve insani değerlerle bir arada yaşamak olmuştur. İstanbul’un fethi, sadece bir meydan savaşı değil; farklı inanç ve köklerden gelen insanların da güven içinde yaşamını sağlayan bir mirastır. Bu nedenle bugün, geçmişin hatıralarıyla geleceğe umutla bakıyor, bu şehirdeki kardeşliğin ve dayanışmanın taşıyıcısı olmaya devam ediyoruz. İnanıyorum ki bu kutlama, her birimizin içindeki bağı güçlendirecek ve ortak değerler etrafında yeniden birleşmemizi sağlayacaktır.”