İstanbul’da uzaklaştırma kararına rağmen yaşanan trajik cinayet: Semiha Deniz’in vefatı ve aile içi şiddetin aykırı boyutları hakkında derinlemesine inceleme.

İstanbul Fatih’te, boşanma sürecindeki kararlı bir ünitenin yaşadığı trajik olay, Semiha Deniz’in 14 yaşındaki kızını almak üzere gittiği okul önünde uğradığı silahlı saldırıyla sonuçlandı. Saldırgan, defalarca uzaklaştırma kararına rağmen bu kararları hiçe sayarak kadını hedef aldı ve olay yerinde hayatını kaybetti. Yoldaşlarında gözlenen kısa süreli tartışmada, çevredeki kadın veliler müdahalede bulundu; ardından silah ateşlendi ve Semiha Deniz yaşamını yitirdi.
Olayın ardından edinilen bilgiler, Emrah Deniz’in aynı gün Çağlayan Adliyesi’nde görülen “uzaklaştırma kararını ihlal” ve “tehdit” suçlarından açılan davaya katıldığı yönünde. Duruşma çıkışında kayınbiraderiyle yaşadığı tartışmanın ardından evine giderek ruhsatsız silahını alıp olay yerine yöneldiği ifade ediliyor.
“Ölümle tehdit ediyordu” diye konuşan Semiha Deniz’in ağabeyi Yunus Deniz, Milliyet’e yaptığı açıklamada kardeşinin tüm koruma başvurularına rağmen güvende hissetmediğini belirtti. Kardeşinin evli olduğu süre boyunca eşinin kendisini öldürmekle tehdit ettiğini vurgulayarak, 15 yıllık evlilikte yedi ayrı suç kaydının bulunduğunu ve defalarca uzaklaştırma kararı çıkarttırdığını, fakat bu kararların sık sık ihlal edildiğini ifade etti.
Katilin savunması şeklinde ifade veren Emrah Deniz, çocuklarını özlediğini ve karşılaşmanın tesadüfi olduğunu savundu. Olay anına ilişkin anlatımında, önce baldızıyla yaşanan bir tartışmanın ardından eşinin telefonu üzerinden videoya alınması zorunluluğu doğduğunu; öfkesine yenik düşerek üzerindeki silahı çıkardığını öne sürdü. Saldırıyı şu sözlerle açıkladı: “Kafama doğru doğrulttuğum silahın kurma kolunun çekili olduğunu unutmuştum; itekleyince patladı.”
Tabutun kadınlar tarafından taşınması ise cenaze töreninin trajik bir ayrıntısı olarak kayda geçti. Fatih’teki Ramazan Efendi Camii’nde gerçekleşen cenaze töreninin ardından Semiha Deniz Sarıyer Kilyos Mezarlığı’na götürülüp toprağa verildi. Cenaze namazının ardından işlenen dargınlıklar ve kayıplar arasında, yakınlar olayın etkisini derin bir yasla yaşadı.