İlber Ortaylı’nın önderliğindeki Türkiye’nin en öncü aydınlarından biri için anıtsal veda: tarih, miras ve düşünce dolu bir veda

Türkiye’nin düşünce dünyasında derin izler bırakan tarihçi-yazar İlber Ortaylı vefat etti. Sağlık sorunlarıyla mücadele eden 78 yaşındaki ünlü akademisyen, Koç Üniversitesi Hastanesi’nde hayata gözlerini yumdu. Dün başlayan yoğun bakım süreciyle birlikte entübe edilmesi haberin yankısını artırdı. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Ortaylı’nın kaybını “Türkiye büyük bir değerini, bir tarih dâhisini yitirdi” sözleriyle duyurdu ve ailesine, öğrencilerine ile milletimize başsağlığı diledi.
Bir entelektüel figürü olarak Ortaylı, Türk entelektüel yaşamının en etkili isimlerinden biri olarak öne çıktı. 1947 yılında Avusturya’nın Bregenz kentinde doğan Ortaylı, ailesiyle Türkiye’ye göç ettikten sonra Ankara Atatürk Lisesi’ni, daha sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi ile Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültelerini tamamladı. Genç yaşlardan itibaren akademik çalışmalarını Osmanlı idari yapısı ve modernleşme süreçleri üzerine yönlendirdi; Halil İnalcık gibi ustaların sohbetlerinden istifade etti.
Dünya çapında bir akademik yürüyüş Ortaylı, Viyana, Şikago ve Berlin gibi dünya çapında üniversitelerde araştırmalar yürüttü. 1989’da Türkiye’ye dönerek profesörlük unvanını aldı ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin idare tarihi anabilim dalına başkanlık etti. 2005 yılında Topkapı Sarayı Müzesi Müdürü olarak görev yaptı; yedi yıl süren bu görevinden sonra 2012’de yaş haddinden emekli oldu ve Ayasofya Müzesi Müdürü Haluk Dursun’a devretti. Geniş bir akademik alanı yorulmaz bir enerjiyle kapsayan Ortaylı, televizyon programlarında sıkça görülen bir eser ve geçmiş ile bugün arasında köprü kuran bir anlatıcıydı. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan köklü tarihi, özgün yorumu ve dil-tarih ilişkisine vurgu yapan çalışmalarıyla Türkiye’nin en etkili tarihçilerinden biri olarak kabul edildi.
Kültürel birikim ve çok dillilik Çok dilli bir yetkinlik olan Ortaylı, Almanca, Rusça, İngilizce, Fransızca, İtalyanca, Farsça ve Latince gibi dilleri yüksek düzeyde biliyordu. Televizyonlarda bilgisayar kullanmadığını, başkalarının biyografisini yanlış yazmasından duyduğu rahatsızlığı dile getirdiği anlar hâlâ hafızalarda. Onun için hayatın amacı, verimli bir ömre dönüştürülmesi gereken kararlar almakti ve bu felsefe, izleyenlerinde de derin bir iz bıraktı.
Anlatım dili ve tarih bilinci Ortaylı, “İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı”, “Osmanlı’yı Yeniden Keşfetmek” ve “Tarihin İzinde” gibi eserlerle Osmanlıdan Cumhuriyet’e geçiş sürecini, dilin ve tarihin önemini vurgulayarak pek çok kuşağa aktardı. Ölümünün ardından ailesi tarafından yapılan açıklamada, 16 Mart Pazartesi saat 11.00’de Galatasaray Üniversitesi’nde anma töreni düzenleneceği ve cenaze namazının Fatih Camisi Haziresi’nde kılınacağı belirtildi. Cenazeye çiçek gönderilmemesi, yerine Türk Eğitim Vakfı’na bağış yapılması çağrısında bulunuldu.
Kültürel mirasın savunucusu Ortaylı, 1981’de Ayşe Özdolay ile evlendi ve Tuna adını taşıyan bir kız çocukları oldu. Kızı Tuna Ortaylı, babasının ardında bıraktığı derin mirası özetler nitelikte, yetenekli bir tarihçi olarak görücüye çıktı. Erdoğan başta olmak üzere siyasi çevrelerden de ortak bir taziye mesajı geldi; Ortaylı’nın entelektüel birikimi, ülkenin kültür ve akademi dünyasında silinmez bir iz olarak anılacak.