GWEC’in öngörüsüne göre 2030’da küresel rüzgar enerjisi 2 TWh’yi aşıyor; ekonomi ve enerji gücü birlikte büyüyor.

Küresel rüzgar enerjisi kapasitesi, 2025 yılına kadar 150 gigavatı aşması beklenen bir büyüme trendi içinde ilerliyor. Son on yılda Asya-Pasifik bölgesinin büyümeye olan katkısı öne çıkarken, bu eğilimin önümüzdeki yıllarda da güçlenmesi öngörülüyor. Rüzgar enerjisinin artan talebinin sürdürülebilir ekonomik büyümeyi destekleyeceğine dair işaretler, bu alandaki yatırımların artışını da tetikliyor.
Hindistan, geçtiğimiz yıl 6,3 gigavatlık kurulumla ulusal bir rekor kırarken; Avrupa ise 2024’e göre 5 gigavat daha ekleyerek toplam kapasitesini 22,5 gigavata çıkardı. ABD’de 7 gigavatın üzerinde yeni kapasite kurulumu beklentisi bulunuyor. Çin ise 89 gigawattlık kurulumla 100 gigawattlık eşiğe yaklaşmış durumda. Bu eğilimler sürerse, küresel rüzgar enerjisi kurulu gücünün 2030’da 2 teravatı geçmesi ve enerji sektörüne olan katkısının artması bekleniyor.
“Ekonomik büyüme ile yenilenebilir enerji el ele gidiyor” başlığı altında konuşan GWEC Baş CEO’su Ben Backwell, hızla büyüyen ekonomilerde yeni kapasitelerin rüzgar enerjisini daha da hızlandırarak büyümeyi desteklediğini belirtti. Çin’de 225 binden fazla rüzgar türbininin 1000 teravatsaatin üzerinde elektrik ürettiğini paylaşan Backwell, bunun enerji talebinin artmasına paralel olarak termal üretimin azalmasına yol açtığını ifade etti. Hindistan’da da artan elektrik talebi, yeni rüzgar kapasitesi ve geniş ölçekli güneş yatırımlarıyla karşılanıyor. Birleşik Krallık’ın AR7 ihalesiyle sağlanan 22 milyar sterlinlik özel sektör yatırımı bu ivmeyi pekiştiriyor. Vietnam, Güney Kore ve Filipinler gibi yeni gelişen pazarlarda da benzer dinamikler görülüyor; artık ekonomik büyüme ile yenilenebilir enerjinin birlikte ilerlediği netleşiyor. Modern enerji sisteminin gerçek yüzü bu ivmeyle daha da netleşiyor ve rüzgar enerjisi Elektrik Çağı’nın temel yapı taşlarından biri olarak konumlanıyor.