Gençlik şiddeti ve suça itilmiş çocukların Türkiye’deki güncel durumu ve yasal çerçevesi hakkında kapsamlı bir görünüm.

Türkiye’nin sokaklarında yaşanan trajediler, toplumsal vicdanı derinden etkilerken resmi veriler de bu konudaki endişeyi derinleştiriyor. 2024 yılında güvenlik birimlerine getirilen veya götürülen çocukların karıştığı olay sayısı bir önceki yıla göre artış gösterdi ve toplam 612 bin 651 olarak kayda geçti. Bu vakaların çoğu mağdur durumundaki çocukları kapsıyor; 279 bin 620 çocuk mağdur, 202 bin 785’i ise suça sürüklenme gerekçesiyle işlem görmüş. Diğer kategorilerde 96 bin 438’i bilgisine başvurma amacıyla, 18 bin 561’i kayıp nedeni ile, 8 bin 729’u kabahat işlediği iddiası ile ve kalanlar ise bu listede yer almayan sebeplerden geliyor.
Gündemdeki tartışmalar gençlik suçu ve cezai indirimler konusundaki ulusal tartışmalar hız kazanıyor. Sosyal medya üzerinde de bir görüş ayrılığı belirginleşiyor; bazı kesimler, çocukların suça sürüklenmesi kavramını yeniden ele alıyor. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun m.6/1/b hükmüne göre çocuk, henüz on sekiz yaşını doldurmamış kişi olarak tanımlanır. Ayrıca 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nda da benzer şekilde “onsekiz yaşını doldurmamış kişi” ifadesi kullanılır. Hukuk sistemimizde ise 18 yaşından küçük herkes çocuk kabul edilir. “Suça sürüklenen çocuk” ifadesi, çocuğun suç işlemesi üzerinden çokça odaklanan bir kavramdan çok, çocuğu suç işlemeye yönelten baskı koşullarına odaklanmayı sağlar.
Atlas Çağlayan davasının cezai sonuçları ne yönde şekillenecek? Türkiye’de çocuklar iki yaş aralığına göre sınıflandırılır: 12–15 ve 15–18 arası. 15–18 yaş grubunda kasten öldürme suçunun cezası 18 yıldan 24 yıla kadar değişebilir. Fakat infaz süreçlerinde bu süre, hükümlünün fiilen cezaevinde kalma süresinin 10–12 yıl civarında sınırlandığı bir araç olarak işleyecektir; mahkimin takdirine bağlı olarak bu süre daha kısa da olabilir. Tahrik veya meşru savunmanın kabul edilmesi halinde ceza 5–7 yıl arasında uygulanabilir. Umumi tabloya baktığımızda, Atlas Çağlayan davasındaki mevcut yasa çerçevesi ile teorik ceza aralığı 18–24 yıl olarak görünse de, gerçek infaz süreci 10–12 yıl arasına kayabilir.