Gaziantep’te cinayet: Alev Koç’un ölümü ve Subaşı hakkında ilk açıklamalar. Olayın ayrıntıları ve güvenlik açıklamaları.

11 Şubat günü Pazarcık’ın Narlı Mahallesi yakınlarındaki mezarlıkta meydana gelen olayda 2 çocuk annesi Alev Koç, yaklaşık dört aydır birlikte olduğu Hasan Hüseyin Subaşı ile yollarını ayırmak istiyordu. Subaşı, görüşmek için talepte bulunmuş ve buluşma sonunda Koç kararından vazgeçmeyeceğini söylüyor. Bu sözler üzerine Subaşı, araç içinde genç kadını boğarak hayatına son verdi.
Korkunç olayın ardından Subaşı, Gaziantep Adliyesi’ne giderek suçunu itiraf etti. Jandarma ekipleri mezarlık ve araçta inceleme yaparken Alev Koç’un cenazesi bulundu ve cenaze töreni öncesinde gözyaşları içinde toprağa verildi. Subaşı ise tutuklanıp cezaevine gönderildi.
PARA ORTADA YOK
Olayla ilgili soruşturma sürerken, Alev Koç’un ailesi, Subaşı’nın dolandırıcılık ile ilişkilendirilmesini talep ediyor. Koç’un kardeşi Zeynep İbili, ablasının yaşam dolu biri olduğunu belirterek, onun canice katledildiğini ifade etti ve ağır cezayı talep etti. İbili ayrıca, krediden dolayı yaşanan mali sıkıntılar ve “dolandırıcılık” iddialarının altını çizdi: “Tahmini 4 milyon lira kadar para söz konusuydu ve para dolayısıyla ortada hiçbir şey kalmadı.”
‘FRANSA’DA 2 KADINI DOLANDIRMIŞ’
Alev Koç’un annesi Cennet Koç, kızının cinayete kurban gittiğini vurgulayarak, dolandırıcılık yapıldığı ve Fransa’da da iki kadının mağdur edildiğini, kredi alındığını ve ödemelerin sürdüğünü söyledi. “Para için kızımı öldürdü. Alevler ölmesin.”
‘KENDİNİ MAFYA DİYE TANITMIŞ’
Baba Hayri Koç ise en ağır cezanın verilmesini talep etti. Kızını dolandırıcı olarak tanımlayan Subaşı’nın, “mafya” diye kendini tanıttığını ve korkutup adaletin yerini bulmasını istediğini belirtti. Koç ayrıca, kızının yürekli olduğunu ve bu tür olayların bir daha yaşanmaması için toplumun ders alması gerektiğini vurguladı; “Bir aileyi yok etti, yaşıyoruz fakat yaşayan ölülerden biriyiz.”
Mezarlıkta başlayan trajedi, Subaşı’nın itirafı ile birleşti ve jandarma ekipleri olayla ilgili geniş kapsamlı bir inceleme yürüttü. Alev Koç’un ölümü, ailenin yalnızca kayıp bir sevdayı değil, aynı zamanda parasal dolandırıcılık ve güven kaybını da derinden hissetmesine yol açtı. Cenazenin defni ve sonraki süreçteki ifade verenler, olayın vehametini bir kez daha gözler önüne serdi.
İfadeler ve aile üyelerinin açıklamaları, toplum içindeki benzer vakalara karşı daha dikkatli olunması gereğini bir kez daha hatırlattı. Krediyle ilgili süreçler ve para üzerinden yaşanan tartışmalar, bu tür trajedilerin zeminini oluşturduğu görüşünü güçlendirdi.