Dışişleri Bakanı Fidan’ın Davos mülakatında bölgesel ve uluslararası ilişkilerde yeni izler: stratejik vizyon ve diyalog vurgusu.

Davostaki programda Hadley Gamble’a konuşan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Gazze girişimlerinde yatırımların ve dış kaynaklı desteklerin kritik öneme sahip olduğuna vurgu yaptı. Türkiye’nin Gazze üzerinde, gerekli görülen her adımı atmaya hazır olduğunu ifade ederken, Erdoğan’ın Gazze Barış Planı’na katkı sağlamayı da öncelikler arasına koydu.
Fidan, Gazze’ye yönelik insani yardım çabalarını ve yürütme mekanizmalarını hatırlatarak Türkiye’nin bu çatışmada uluslararası istikrarın korunmasına yönelik sorumlu bir oyuncu olmaya çalıştığını belirtti. Uluslararası toplum içinde uzlaşı ve çok taraflı çabaların önemine işaret ederek, bu süreçte Türkiye’nin yapıcı rolü üzerinde durdu.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’deki çatışmaları durdurabilme kapasitesi konusundaki görüşünü paylaşan Fidan, Trump’ın İsrail üzerinde baskı kurabilecek tek kişinin ABD Başkanı olduğuna dair inancını aktardı. Ayrıca, Trump’ın bağımsız düşünebilme potansiyeliyle hareket edebileceğini söyleyerek, gerekli durumda baskının etkili olabileceğini ifade etti.
BÖLGESEL GELİŞMELERFidan, Suriye’deki gelişmelere bakıldığında umut verici işaretler gördüğünü belirtti. Gazze’ye ilişkin ateşkesin sürmesini ve bölgedeki ülkelerin çabalarını hızlandırmasını temenni etti. Amerika ve uluslararası topluluğun bu süreçte hızlı bir araya gelmesinin bölgedeki sorunlara karşı daha somut çözümler doğurabileceğini belirtti. Bölgenin önceki döneme göre daha farklı bir kırılım içinde ilerleyebileceğini ifade ederek, Türkiye’nin yapıcı rolünü sürdürmesinin hayati olduğunu vurguladı.
İRAN ve KOMŞULARFidan, İran’ın coğrafi olarak önemli bir aktör olduğuna dikkat çekti ve istikrarın tüm bölge için kritik olduğunu ifade etti. Diyaloğun zorunluluk olduğunun altını çizerek, sorunları güç kullanmadan çözmenin yollarını aramanın gerekliliğini vurguladı. İran’ın iç ve dış politikalarında değişiklikler yapmasının gerekliliğini vurgulayan Fidan, yaptırımların ekonomiye etkisine değindi ve uluslararası baskının yeterli olmadığını belirtti. Müzakerenin doğru biçimde yürütülmesi halinde olumlu sonuçlar alınabileceğini ifade eden Fidan, bölgesel sorunlarda diyalog ve ortak hareketin önemini yineledi.
DAHA FAZLA DİYALOG VE İLETİŞİMFidan, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri arasındaki gerilimlere ilişkin olarak, tarafların yeniden bir araya gelerek sorunlarını çözebilecek kapasiteye sahip olduklarını söyledi. İki ülkenin karşılıklı güven ve ortak hedefler doğrultusunda adımlar atması gerektiğini belirtti. Davos kapsamındaki görüşmelerde, Obama dönemi politikalarıyla PKK/YPG konusundaki tartışmaları da gün yüzüne çıkardı ve Trump yönetiminin yaklaşımına dair eleştirilerini paylaştı. Türkiye’nin Suriyeli Kürtlerin durumuna ilişkin tutumu, vatandaşlık ve entegrasyon konularında net bir vizyon taşıdığını belirtti.
BÖLGESEL İLİŞKİLERTürkiye’nin bölgesel işbirliğine verdiği önemi yineleyen Fidan, bölgesel farklılıkları bir kenara koyarak ortak gündeme odaklanmanın botlandırıcı bir yol olduğunu söyledi. Gazze ve Suriye gibi konular üzerinden bölgesel dayanışmanın güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. Türkiye ile Arap ülkeleri arasındaki dostane ilişkilerin derinleşmesi gerektiğini ve karşılıklı iyi niyetin pekiştirilmesi gerektiğini vurguladı.
TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİAB ile ilişkilerin Türkiye’nin kimlik ve medeniyet temelli politikalarıyla şekilleneceğini ifade eden Fidan, AB’nin Türkiye’yi kimlik siyasetiyle sınırlamaya çalıştığı sürece üyelik ihtimalinin azaldığını belirtti. Sarkozy’nin 2007 öncesi yaklaşımının değişimini hatırlatan Fidan, Doğu-Batı ekseninde güvenlik mimarisinin güçlendirilmesi gerektiğini ve Türkiye ile Avrupa arasında bir güvenlik işbirliğinin mümkün olabileceğini savundu. AB ile ticaret hacminin yaklaşık 230 milyar dolar olduğunu ve ticaret açığının olmadığını söyleyen Fidan, güvenlik konularında henüz tam entegre bir yapı kurulamadığını belirtti.
AB-ABD ve Grönland TartışmasıTrump’ın Grönland’a yönelik olası askerî müdahale ifadesiyle ilgili olarak, Davosu’ndaki konuşmalardan sonra durumun farklı bir boyut kazandığını belirtti. Görüşmelerin, Türkiye’nin güvenlik ve ticaret çıkarlarına uygun bir çerçeve kurma amacı taşıdığını dile getirdi.