Ankara İdare Mahkemesi’nin Deniz Demirtaş’ın ihraç kararıyla ilgili kararı ve olası sonuçlarına ilişkin özet analiz ve gelişmeler.

Harp Okulu mezuniyet töreninde kılıçlı yemin eden 5 teğmenin akabinde başlayan inceleme, Milli Savunma Bakanlığı tarafından yürütüldü. Disiplin soruşturması kapsamında teğmenler Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk edildi ve 30 Ocak 2025’te TSK ile ilişkilerin kesilmesini gerektiren ayırma cezası alındı. Bu kararın ardından bazı teğmenler, cezaların iptali için idare mahkemelerinde davalar açtı.
Deniz Demirtaş, Ankara 21. İdare Mahkemesi’ne sunduğu davada, törende okunan andın hazırlanmasında kendisinin dahli olmadığını, tabur WhatsApp grubuna atılan mesajın da kendisi tarafından hazırlandığını ispatlayamadığını öne sürdü. Ayrıca tabur komutanının teğmenlere tören sonrası için söz konusu andın okunmasına dair açık bir emir vermediğini, emirlerin sadece resmi tören için geçerli olduğunu savundu. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini belirten iddia, karar sürecinin odak noktası haline geldi.
İdare mahkemesi ise Demirtaş’ın iddialarını değerlendirirken, törende okunması gereken ant metninin Harp Üniversite yönergesinden kaldırılan bir antla değiştirilmesi yönündeki tekliflerin süreklilik arz etmesiyle ilgili olarak dosyadaki delilleri inceledi. Ancak yargı süreci, kamuoyunda merak uyandıran bu iddiaların somut ve kesin delillerle desteklenemediğini vurguladı. Mahkeme, Demirtaş’ın koğuşta aynı odada kalmasının yalnızca bir bağıntı olarak kabul edilemeyeceğini ve “Hizmete engel davranışlarda bulunmak” fiilinin sabit olmadığını kaydetti. Bu gerekçelerle ihraç kararını hukuka aykırı buldu ve Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezasını istinaf yolu açık olmak üzere iptal etti.