Çelik: İran’a yönelik baskınlar ve bölgesel dinamikler üzerinde net görüşler; güncel analiz ve stratejik perspektifler.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, NTV canlı yayınında Ahmed Arpat’ın sunduğu özel röportaj programında İran’a karşı yaşanan gelişmeleri değerlendirirken, Amerika ile İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının yönlendirdiği kırılgan dengelere dikkat çekti. Diplomasi masasının zayıflaması halinde savaşın haklı görülebilir bir zemini kalmayacağını ifade etti.
“Düzenin kırılganlığına karşı kurallar hem savaşın başlamasını hem de sürmesini önlemeyi amaçlar” diyen Çelik, bu olayla birlikte mevcut uluslararası düzene dair güvenlik kaygılarının daha da belirginleştiğini savundu. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarının ve meşru müdafaa ilkelerinin önemi vurgusunu yinelerken, rejim değişikliği amacıyla yürütülen müdahalelerin ne tür sonuçlar doğurabileceğini örneklerle anlattı.
“İran’da yeni bir liderin ortaya çıkması durumunda dengenin nasıl şekilleneceğine dair net öngörülerin yer aldığını fakat İran devlet mekanizmasının yapısal dinamiklerinin bu yönde kolayca değişmeyeceğini belirtti. Uzmanlar Meclisi ve dini otoriteyle birlikte yönetim geleneğini anımsatarak, devlet mimarisinin politik tercihler üzerindeki etkisini hatırlattı.
Çelik, İran halkına ve devletine saygı duyma yükümlülüğünü yineledi; ancak dış aktörlerin yaklaşımını eleştirdi. ABD’nin Afganistan’daki uzun süreli varlığına ve Irak’a müdahalesine dair hatırlatmalarda bulunan Sözcü, gücün stratejik yaklaşımları zaman zaman bozabildiğini belirtti ve karşı tarafın saldırganlığına karşı diplomasinin önceliğini savundu.
“İsrail’in sınırları neresi?” sorusunu sık sık güncelleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Dünya Beşten Büyüktür söylemiyle olan bağlantısını da hatırlatan Çelik, batı ülkelerinin Orta Doğu’daki politikaları ve bölgesel güvenlik dengeleri konularını değerlendirdi. İsrail’in mevcut politikalarının barış ve istikrar için ciddi tehditler oluşturduğunu savunan Çelik, rejim değişikliği hedefleriyle hareket eden yaklaşımların tehlikeli sonucuna vurgu yaptı.
Türkiye-İsrail hattında şimdiki tablo ile ilgili ise savaş yerine diplomasiyi savunduklarını belirtti. Türkiye’nin, iç güvenliği ve savunma kapasitesinin güçlendirilmesiyle birlikte, uluslararası kriz alanlarında dengeli bir aktör olarak kalmasının kritik olduğuna işaret etti. Güç ve caydırıcılık ile barışçıl politikaların uyum içinde yürütülmesi gerektiğini vurguladı.
Doğu Akdeniz’deki gerilimler bağlamında Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne yönelik güvenlik odaklı adımlar attığını ifade eden Çelik, bu adımların kimseye karşı olmadığını, özellikle bölgesel istikrarı korumak için atıldığına dikkat çekti. Rum kesiminin tutumlarını eleştiren Sözcü, silahlanma ve askeri yerleşimlerin gerilimleri tırmandırdığını belirtti ve bu yöndeki politikaların uzun vadede istikrarsızlaştırıcı etkilerini dile getirdi.
Türkiye’nin güvenlik stratejisinin sadece askeri güce dayanmadığını, diplomasinin ve kriminal istihbarat kapasitesinin de bu çerçevede güçlendirildiğini ifade eden Çelik, “Türkiye’nin cevabı Türkiye’nin gücüdür” mesajını pek çok kez tekrarladı. Bu eksende ülkeler arası işbirliklerinin önemine vurgu yapan Sözcü, İran’a karşı en geniş birlikteliğin oluşturulması gerektiğini savundu.
Son olarak, Pezeşkiyan’ın açıklamalarına değinen Çelik, İran’ın komşu ülkelerle ilişkileri bağlamında uluslararası hukuka ve insani değerlere uygun bir yol izlenmesinin gerekliliğini vurguladı. Türkiye’nin gerekli durumlarda hava savunma sistemlerini ve güvenlik altyapısını güçlendirme yönündeki hazırlıklarını sürdürdüğünü belirten Çelik, Doğu Akdeniz’deki gelişmelerin barış ve istikrara hizmet etmesini arzuladıklarını ifade etti.