Bir rüya ile gerçeğin sınırında, Kessler ile Akdeniz’in iki yüzünü keşfeden, akıcı ve düşündürücü bir liminal yolculuk.

Gülfem Kessler ve Nadide Akdeniz’in ortak çalışması, rüyalarla gerçeğin arasındaki ince çizgiyi, gündelik yaşamın içine sızan karşıtlıklarla birlikte ele alıyor. Doğum ve ölüm, gündüz ve gece, bilinç ile bilinçdışı arasındaki gerilimler, bu serginin temel dinamiklerini oluşturuyor. Rüyaların bu çatışmalı doğası, bize gerçekliğe dönen bir anı sunarken, sanatçılar da bu anı yakalamaya çalışıyorlar.
Kessler, üretim sürecinde bilinçli müdahaleyi hemen dışarıda tutup sezgisel bir akışa bırakarak adımlarını atıyor. Bu serüven, kaostan anlamlı figürler doğururken belirsizliği bir düzene dönüştüren bir geçiş anını işaret ediyor. Akdeniz ise başlangıçtan itibaren planlı bir sistem kuruyor; disiplinli bir yaklaşımın içinde dengenin peşinden gidiyor. Fakat bu disiplin, hayatın öngörülemezliğini tamamen görmezden gelmiyor; kontrolsüzlüğü yönlendiren bir düzen kurmasına olanak sağlıyor.
Her iki sanatçı da, üretimin nasıl başladığı ve nasıl ilerlediği konusunda ortak bir algıya sahipler; farklı pratiklerle imgenin oluşum anlarına odaklanıyorlar. Sonuç olarak, sergi ziyaretçileri bu ikiliklerin bir araya geldiği yaratıcı süreçleri deneyimleyebiliyorlar. Sunulan eserler, Labirent Sanat’ta gezilebilen bir yolculuğun sonuna kadar 7 Şubat’a kadar görülebilir.