Ayakcak geleneğini yaşatan 83 yaşındaki Hasan Dursun’un ilham veren hikayesiyle köklere dokunan bir yolculuk.

83 yaşındaki Hasan Dursun, Akören Mahallesi’nde çocukluğundan beri kendi elleriyle yaptığı ayakcaklarla mahalle sokaklarında gezmeyi sürdürüyor. Zamanın tozu altında dahi bu gelenek onun için yaşamaya devam eden bir hatıra.
Babadan Oğula Kalan Ayakcak Geleneği adlı anlatının yankısı, Dursun’un hatıralarında hâlâ taptaze. Henüz çocukken babasının ormanda kestiği ardıç ağacından hazırladığı ayakcaklarıyla tanıştığını belirten Dursun, yılları neredeyse tek bir tutkuyla geçirdiğini ifade ediyor. “Çocukken babam yapardı, ben de o günlerden beri bunu kullanıyorum” diyen Dursun, ayakcakları tamamen kendi emekleriyle üretiyor.
Dağdaki ardıç ağacından aldığı parçaları özenle biçen Dursun, yaşlandıkça uzun süreli kullanıma uygun tasarımlar çıkarıyor. Gençliğinde elli, yüz metre sınırını zorlayan hareketleri hâlâ hatırlıyor; ancak şimdi daha temkinli. Bazen köy meydanında düzenlenen düğünlerde ayakcakla gezinti yapıyor ve bu anları paylaşıyor.
Ardıç ağacının dayanıklılığına vurgu yapan Dursun, başka ağaçlardan ayakcak yapılamayacağını ısrarla belirtiyor: ardıç dikenli ve sağlam bir ağaçtır; dalları kuvvetli ve üzerine basıldığında güven vermezse kırılır. Babası ormana gittiğinde ardıçları getirir, Dursun da onları işleyip kendi ihtiyacı için kullanır. Köy meydanında bulunan yüksek taşı çıktığında yaptıklarıyla atlayışlarını hatırlatan Dursun, bu geleneğin zamanla kendisinden sonra sürdürüleceğine dair üzüntüsünü ifade ediyor.
Torunu şu anda 15-16 yaşlarında olup arada binmeyi denese de bu geleneği devam ettirmek konusunda merakı yok. Hasan Dursun, torununa rağmen geleneğin mirasçısının bulunmadığını söyleyerek sözlerini tamamlıyor.