Ankara’nın diplomatik rolünü öne çıkaran bu yazı, bölgesel gerginlikte Türkiye’nin arabuluculuk koşullarını akıcı bir dille inceliyor.

Orta Doğu’da yükselen tansiyon, karşılıklı sert açıklamalar ve tarafların hamleleriyle gündemi meşgul ederken, Ankara sessiz ve kararlı bir pozisyon sergiliyor. Türkiye, çatışmada taraf olmamak gerektiğini net biçimde belirtiyor ve diplomatik temasları hız kesmeden sürdürüyor.
CNN Türk Ankara Temsilcisi Dicle Canova’ya göre, Türkiye başından itibaren bu çatışmayı kabul edilemez buldu ve gelişmeleri dikkatle izliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, sürece aktif şekilde müdahil olarak temas ağı kuruyor; Trump’la gerçekleştirdiği görüşme bu sürecin önemli bir adımı olarak kayda geçirildi. Bölgedeki diğer liderlerle de temaslar sürüyor; Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ise komşu ve ilişkili ülkelerin bakanlarıyla 7/24 iletişim halinde.
YENİ CEPHELER Mİ AÇILIYOR? Bazı taktik hareketler, çatışmanın yayılması ve yeni cephelerin açılması ihtimalini akıllara getiriyor. İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırıları, İran’ın Güney Kıbrıs’taki İngiliz üslerini hedef alması ve İngiltere’nin önceki dönemde açmadığı üslerin bu süreçte kullanıma girmesi dikkat çekiyor. Bu gelişmeler yakından izleniyor ve not ediliyor.
BÖLGE ÜLKELERİNİN İRAN’A KARŞI VERİMSİZ KALMASI ÖNEMLİ Bu dönemde İran’ın bölge ülkelerindeki Amerikan üslerini hedef alması, çatışmanın boyutunun ve yayılma olasılığının artabileceğini gösteriyor. Ancak Ankara için şu ana kadar önemli olan, bölge ülkelerinin İran’a karşılık vermemesi. Bu durum, tansiyonu yükselten bir risk olarak kayda geçiyor.
MASA UMUDU VAR MI? Şu anda bir masa kurulması yönünde net bir işaret yok. Belirsizlik hâkim ve farklı senaryolar masada hazır bekliyor. İran’da rejim değişikliği ihtimali üzerinden de analizler yürütülüyor; ancak şu aşamada Ankara, böyle bir dönüşümün önünü açacak belirgin bir halk hareketliliği öngörmüyor. Rejim sonrası olası yeni bir liderin politikalarını da yakından izlemek gerekiyor.
TÜRKİYE’YE DÖNÜK ŞU ANDA BİR RİSK YOK Türkiye’nin çatışmada taraf olmadığı, herhangi bir ülkenin askeri üssüne doğrudan ev sahipliği yapmadığı ve Türkiye’nin hava, kara ve deniz sahasının kendi egemenliği ve kontrolünde olduğu vurgulanıyor. İncirlik Üssü gibi konular da bu kapsamda açıklık kazanıyor.
NATO kapsamında Türkiye’nin konumu da önemli bir boyut taşıyor. AWACS uçakları bölgedeki erken ihbar için kullanılırken, bu uçuşların saldırıyı tespit etmeye yönelik olduğu ifade ediliyor. Sınır hattında ise TSK’ya ait alarm uçakları düzenli olarak görev yapıyor ve güvenliğin sağlanmasına katkıda bulunuyor.
5 KRİTİK BAŞLIKTA ALARM DURUMU Bu krizin yönetimi için belirlenen başlıklar şöyle özetlenebilir: 1) Türkiye’nin konumu, 2) çatışmanın masaya dönmesi amacıyla yürütülen çabalar, 3) sınır güvenliği için alınan önlemler ve sürekli toplantılar, 4) Türk vatandaşlarının güvenliğinin önceliği ve gerekli temsilcilik çalışmaları, 5) ekonomik senaryolara yönelik ön tedbirler ve hazırlıklar. Bu beş başlık, Ankara’nın alarm verecek bir durumda olduğunu gösteriyor ve ülke güvenliğini merkeze alıyor.