DOLAR
48,8531
EURO
55,6986
ALTIN
6.714,05
BIST
12.888,33
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
20°C
İstanbul
20°C
Az Bulutlu
Cuma Az Bulutlu
22°C
Cumartesi Az Bulutlu
24°C
Pazar Hafif Yağmurlu
23°C
Pazartesi Hafif Yağmurlu
21°C

Diyabetik Retinopati ve Göz Sağlığı: Erken Tanı ve Tedavinin Önemi

Diyabetik retinopatinin erken tanısı ve tedavisiyle göz sağlığını koruyun. Riskleri azaltın, yaşam kalitenizi artırın.

Diyabetik Retinopati ve Göz Sağlığı: Erken Tanı ve Tedavinin Önemi
02.03.2026 17:36
A+
A-

Diyabetin en kritik komplikasyonlarından biri olan retinopati, tedavi edilmediğinde körlüğe yol açabilen önemli bir risk taşır. Retina, gözün iç kısmını kaplayan ve görüntüyü işleyen ana sinir tabakasıdır; yüksek kan şekeri bu tabakaya hasar verebilir ve tedavi geciktiğinde görme kaybı kaçınılmaz olabilir. Bu nedenle diyabet tanısı konulduktan sonra düzenli göz kontrollerinin ihmal edilmemesi gerekir; erken müdahale, çoğu durumda görme kaybını önleyebilir ve sorunlar erken aşamada çözülebilir. Her 10 hastadan yaklaşık 3’ünde diyabetik retinopati gelişebilir ve risk, hastalığın süresiyle yakından ilişkilidir. İlk değişiklikler genellikle diyabetin başlangıcından birkaç yıl sonra ortaya çıkar; hastalık ilerledikçe retinopati görülme sıklığı artar. Özellikle diyabet süresi 15 yılı aştığında, kadınlarda ve erkeklerde görülme oranı yaklaşık olarak %66’ya yükselir. Yeterli kan şekeri kontrolünün sağlanamaması ve uzun süren hiperglisemi, retinal hasarın şiddetini belirgin biçimde artırır. Kalıcı görme kaybı riski, damarlardaki tıkanıklık ve iskemi nedeniyle artabilir; retina yeterince kan alamadığında hücreler zarar görür ve görme geri dönmeyebilir. Gerektiğinde retina dekolmanı gibi ileri komplikasyonlar da görülebilir ve bu durumda görme seviyesi yalnızca ışığı ayırt edebilecek düzeye düşebilir.

Gözün diğer yapılarını da etkileyen diyabet, keratit, glokom, katarakt ve kornea sorunları gibi sorunları tetikleyebilir. Enfeksiyonlara yatkınlık, immün yanıtın zayıflaması nedeniyle özellikle klinik açıdan önemlidir ve enfeksiyonlar görmeyi tehdit edebilir. Ayrıca diyabet, kranial sinirlerde mikroiskemiye yol açarak göz kaslarında felçler ve diplopi gibi sorunlara da neden olabilir.

Yılda bir kez göz muayenesi özellikle kritiktir; hastalık erken evredeyse takip aralığı 6 aya kadar iner ve ileri evrelerde hastalığın şiddetine göre muayene sıklığı artırılır. Diyabet tanısı konulan ve göz bulgusu saptanmayan hastaların yılda bir kez muayene olmaları önerilir. Görme keskinliğinde azalma ve görme alanında kayıp belirtisi olduğunda ya da şiddetli göz ağrısı hissi doğduğunda derhal bir göz hekimine başvurulmalıdır.

Gözde görme iyileştirme olanakları modern tedavi yöntemleri sayesinde birçok hastada tam görme kaybını önleyebilir. Retina ödemi varsa intravitreal enjeksiyonlar bu ödemi azaltabilir ve birçok hastada görme keskinliğinde artış sağlar. İlerleyen aşamalarda retinada iskemi oluştuğunda lazer fotokoagülasyon uygulanabilir ve retina damarlarındaki tıkanıklıklar kontrol altına alınabilir. Daha ileri durumlarda vitreoretinal cerrahiyle kanamalar temizlenebilir, retina yeniden stabilize edilebilir ve görme korunabilir.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.