WhatsApp yazışmaları delil olabilir: Yargıtay kararıyla altın cinsinden borç talebinde istikamet belirleyen temel görüşler.

Bir borç davasında tarafların WhatsApp mesajlarında borcun altın cinsinden olduğuna dair ifadelerin yer almaması gerekçesiyle yerel mahkeme reddedilen dosyada, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi tarafından verilen karar, delil olarak dijital yazışmaların önemini vurguluyor. Samsun’da yaşayan alacaklı ile borçlu arasında süregelen görüşmelerin ulusal medya üzerinden aktarıldığı dava, altın üzerinden borç alıp vermeye ilişkin iddiaların gönderdiği dekontlar ve yazışmalar incelenerek değerlendirildi.
İddianın odak noktası, borcun belirli bir miktar TL yerine altın üzerinden karşılanması talebiydi. Mahkeme kayıtlarında, taraflar arasındaki mesajlarda borcun altın cinsinden olduğuna dair net bir beyanın bulunmadığına işaret edilince dava reddedildi. Ancak istinaf yoluyla inceleme yapan Samsun Bölge Adliye Mahkemesi, yerel mahkeme kararını hukuka uygun buldu. Yargıtay ise dosya içeriğinde para transferine ait dekontlar ve WhatsApp yazışmalarını dikkate alarak davacının iddiasını ispatlayamadığına karar vererek, alacağın altın cinsinden ödenmesi yönündeki talebin reddedilmesini hukuka aykırı bulmadı.
Bu karar, “söz uçar yazı kalır” ilkesinin dijital çağda “mesaj kalır” şeklinde güncellendiğini gösteriyor. Mahkemeler, yalnızca banka dekontlarına bakmayıp taraflar arasındaki dijital iletişimi de hükme esas alacak. Ancak bu tür özel yazışmaların mahkeme tarafından mevcut durumuna göre değerlendirileceği ve her durumda hukuka uygun yöntemlerle inceleneceği vurgulanıyor. Karar, emsal niteliğinde bir yol gösterici olmakla birlikte, tüm yerel mahkemeler için bağlayıcı değildir; her dosya kendi koşulları doğrultusunda değerlendirilecek.
Hukukun dijital kanıtları öncelediği bu süreçte, borç ilişkilerinde borcun cinsinin açıkça yazılması ve tarafların iletişim kayıtlarının nasıl değerlendirileceği konuları mahkemeler için örnek teşkil ediyor. Avukatlar da bu tür dosyalarda dijital yazışmaların delil olarak sunulabilirliğine dikkat çekiyor ve mahkemelerin bu tür kanıtları nasıl ele alacağı konusunda dikkatli olunması gerektiğini belirtiyorlar.